Heyecan büyük... Yerlerinden zıplayanlar, ellerini kaldıranlar, söz isteyenler, coşanlar, tepinenler... Mebuslardan bir hoca İslam ordusunun muzafferiyeti için dua etti, bir mebus Çar ve Rusya aleyhinde ağzına geleni söyledi; fakat işin komik tarafı şu ki, Halep mebusu Manuk isimli bir ermeni, bir müddet sonra patlayacak "Ermeni Meselesi" henüz pişirilmekteyken ayağa kalktı ve yumruklarını sıkarak Midhat Paşa üslubiyle şöyle konuştu:
«-Rusya, hıristiyanları hiçbir zaman himaye etmemiş olduğu gibi, hıristiyanlar da böyle bir himayeye ihtiyaç belirtmiş değillerdi. Şimdi Türkiye hıristiyanları, her türlü ihtiyaçlarını görmeye çalışan bir hükümete sahiptirler. Ben hıristiyanım ve ermeniyim! Vilâyetimin ermeni ahalisi adına bildiririm ki, biz Rusya tarafından korunmaya muhtaç değiliz! Halimizden memnunuz ve Rusya'nın saldırışını önlemek, vatanımız ve Padişahımızı savunmak için mallarımız ve canlarımızı feda etmeye hazırız!»
Alkış tufanı... Şu vatan-millet edebiyatındaki sahteliği Abdülhamîd'ten başka sezebilecek kimse yoktur.