On dokuzuncu yüzyılda Fransız matematikçi Henri Poincare en zorlu matematik problemlerinden biriyle boğuşuyormuş; uzun süre spot ışığını problemin ince ayrıntılarına doğrultmuş, ama bir yere varamamış. Sonra bir gün seyahate çıktığında otobüse binerken çözüm aklına gelivermiş. Ancak spot ışığını kapatıp da zihninin kendi başına gezinmesine izin verdiğinde parçaları bir araya getirip problemi çözebilmiş. Nitekim bilim ve mühendislik tarihine dönüp baktığınızda pek çok önemli ilerlemenin odaklanma dönemlerinde değil, zihin gezinmesi esnasında kaydedildiğini görüyorsunuz.
"Yaratıcılık beynimizin içinden yeni bir şeyin çıkması değil," diyor Nathan, "halihazırda orada olan iki şey arasında yeni bir bağlantı kurulması". Zihin gezinmesi "daha geniş düşünce dizilerinin açığa çıkmasını, bu da daha çok bağlantının kurulmasını sağlıyor". Henri Poincare çözmeye çalıştığı matematik problemine sıkı sıkıya odaklanmaya devam etseydi ya da dikkati tamamen dağınık olsaydı bulduğu çözümü bulamayacaktı. Sonuca ulaşması için zihin gezinmesi gerekmişti.