Mustafa.y

Mustafa.y
@Mustyfa
SÜZÜLÜP GELEN Ve günün çalkantısı duruldu İndi bir bir perdesi evlerin ve yüzlerin Kendi derinine gömüldü her şey... Öyle dilsiz ki kuyusu gecenin Nerdesin, nerdesin, nerdesin... Bir taşıttan bir taşıta savrulan kalabalık Açılan kapılar, kapanan kapılar Yollar çarşılar içinde iyiliği yiten telaş İğdiş yalan, bencil sevgi, güvensiz gülüş Bir pazar tezgâhında yanılmış yağmalanmış içtenlik Eğildikçe onuru fire veren güçsüz beden Sokak sokak eskiyen düşleri gencecik yüreklerin Akşamın avuçlarında bir babanın üşüyen teri Odalardan büyük yorgunluğu ufalmış kadınların Çocukların gün günden acılaşan oyunları... Ve ay düşmüş çatılarda uğuldayan yalnızlık Avazı kederi biçimleyen elçileri gecenin O puhu kuşları... puhu kuşları... Süzülüp geldi sesin sesler içinden Sesin bir ince iplik bir ışık çizgisi mavi bir damar Yatağı duygulardan köprüsü düşlerden Sesin bir usul su yolu dünyanın alnında İçinden ömrüm akan, içinden ömrüm akan... Şükrü Erbaş
Şiir
Reklam
SONUNDA Aylarca bir çocuğun gülüşüne takıldı Kalbim ki Bulanık bir gökyüzünde duru kalmış Tek incelik bulutuydu. Tutulup rüzgârına ırgalanan kirpiklerin Bir sevincin uğrağına düştü Bir hüznün... Gündüz gün ışığı, gece ay ile Gelip gelip dile Döktü içini ne varsa Bir uzak bahçede ayrılık açan İçedönük bir çocuğun yumuk avuçlarına... Kalbim ki Kendi yağmuruyla dolup dolup boşalan Küçücük bir göldü Üstünde nilüferlerden bir beyaz örtü Boğuldu sonunda kendi sularıyla... Şükrü Erbaş
Şiir
Bu dünyada seni tanıyan son insan da öldüğünde hiç yaşamamış gibi olacaksın. Sarı bir resimdir hayat. Yeşerir ve solar pencerelerde Bir de sessiz bir rüzgâra tutulmak Kıvamındadır yaşamak Kıskacına alır bizi korkular Salıverir ölüm bedesteninde Bir bakarım ellerim yok yerinde Bir bakarım gözlerim Saf bir yakarıştır varlığım benim Bir defalık doğmak ve unutulmak. Nurullah Genç
Alıntı
Ellerin sonra, yedi renkli yumaklarda Düğün eden serçe kuşları Eşyaların gülümsediğini sende gördüm Yokluğumuzu hazineye çeviren rüya Hayat bilgim, gönül evim, tarazlı sokağım Merhamet, onurun ilk harfiymiş Bunu da sen yazdın çizgili defterime. Seni unutacak ömrüm kalmadı Bir soğuk zamanın akşamında Dönüp yine sana başlıyorum... Şükrü Erbaş
Alıntı
İPİ KOPMUŞ BONCUK Bir gün, "benim için şiir yazdın mı hiç" demiştin. Göstermiştim, "şu heves sensin, şu incinmiş gurur sen, şu utangaç aşk, şu Posta Caddesi'ndeki daktilo sesi, çocukların okul dönüşü sevinci sen." Kuşkuyla bakmıştın yüzüme. Kirpiklerim içime dökülüvermişti. Susarak büyümüş iki çocuktuk biz, kendisini sevmeyi bilmeyen. Yanımızda birisi olmadan sevincimizden utanırdık. Kaç hayat evimizde bizden çok soluk aldı. Sonra harfler girdi yoksulluğumuza. Sonra dünyanın bütün mazlumları. Elimde başkalarının rüyası, bir var oluş acısıydım önünde. Yazmaya, okumaya ayırdığım zamanlar senin de zamanlarındı. "Tenha gezen evliyam" dedim. "Ben gittim harf harf dağıldım / Sen tamamladın cümlemi." Şükrü Erbaş
Alıntı
Reklam