Günlerin akıp gittiği bu çağda, neyi biriktiriyoruz içimizde? Ya da her şeyin önceden belirlendiği bu düzende, ruhumuzun sesini duyabilir miyiz hâlâ? Otomotikleşmiş yaşamlarımızda, spontane bir nefes almaya cesaret edebilir miyiz?
Ya da bir olasılık asıl soruyu sormayı unuttuk diye oluyor bütün bunlar: Kim çeviriyor bu çarkı sahi?
Kendi varlığını eşiklerde unutan insanlara dönüşmeye başladık.Ve kendi adımlarımızı duymadan yürümeye. Ayaklarımız yeri değil, boşluğu eziyor. Kalabalığın içinden geçerken göğsümüzü dik tutmayı unutuyoruz; çünkü artık öne eğilmeye aşılmış bir gönlün kamburu var sırtımızda.
Bu kambur ile yaşadığımız için de sanırım kendi etrafımızda dönüp duruyoruz.