Yazar kendi hayatından kesitlerle ellili yıllardan başlayarak yazarlar ve istanbul özelinde hayatı kendi dünya ve edebiyat görüşü acısından yorumluyor.Bumlar yaparken objektif olma hususunda oldukça hassas davranıyor.. Orhan pamuk"u anlama hususunda oldukça verimli olduğunu söyleyebilirim.Kim ne derse desin kendi dilini kendi olgusunu kurmuş hiç bir kaygı gütmeyen bir yazar Orhan Pamuk..Okudukca tanıma ya çalışıyorum...
Eğer içimizde bir gönül kaldıysa; masal dinleyen, şarkı söyleyen, şiir okuyan, sulara bakan, kuşlara gülen, ağaçları kucaklayan, yalnızlıkla ürperen bir gönül,
dünyamız insanın gövdesinde yeniden filizlenmeye başlayacaktır..
Şükrü Erbaş
Keramet yürekli olandadır..
Bir adam çok sevdiği kadına şiirler yazıyordu.
Sonra o kadın ansızın onu terk etti.
Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti.
Daha çok yazdı. Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu.
Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu.
Dinleti bittiğinde uğruna şiirler yazılan kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama “merhaba” dedi.
Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı.
Kadın, “beni tanımadın mı” dedi.
Adam, “hayır tanımadım” dedi.
Nasıl tanımazsın!
Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben;
Seni şair yapan kadın...
Adam kadının gözlerine baktı ve şöyle dedi.
“Kerâmet sende olsaydı, o koluna taktığın adam da şair olurdu..."