Faruk Duman'ın yazarken çok büyük "zihinsel emek" harcağını söylediği Sus Barbatus 1'i bitirdim... Öyle bir yerde bitti ki, hemen ikinci kitaba geçsem mi diye düşündüm...
Halk hikayelerindeki masalsı anlatının yazarın eşsiz üslubu ile realize edilişi ve doğaya dair betimlemelerin kurguya işlenişi nefes kesiciydi.
Bu güne kadar okuduğum çoğu kitapta merkez hep insandı, Faruk Duman'ın eserinde ise odak doğa. Doğanın parçası olan insana dair düşünceler de olay örgüsünün katmanları içinde bolca mevcut... Karakterlere gelince: Eski yaşayışın, yokluğun, hikayenin kurgulandığı tarihin gerçeklerinin de satır aralarında hikaye edildiği eserde Fındık Hanım karakterini kendime çok yakın buldum... Gülşen'e dair anlatılarda çektiği sıkıntıların empatisini yapabildim... Zeynep ve Kenan hikayelerinin saflığıyla içimde umut oldular.
Doğru tabirle eseri sadece okumadım, yaşadım! Yeri geldi iliklerime kadar üşüdüm, yeri geldi ocağın alevinde yüzüm alazlandı... Kafama oturtamadığım iki nokta var, onları ilerleyen bölümlerde çözeceğimi düşünüyorum. Bu yüzden 10 hakeden bu esere şimdilik kaydıyla 8 yıldızı helal ettim. Üçleme bittiğinde bu gönderiyi yeniden editleyeceğim.
Ve Sus Barbatus! Balkona çıkınca el sallayacağım sana, belki biryerlerden bizi izliyorsundur kim bilir?
Sonraki ciltlerde kışını, dondurucu soğuğunu gördüğüm o bakir yerlerin, yazını ve umudu okumak dileğiyle...