içimden geçmiş değildi,
bu yolu çıplak ayaklarla yürümek
sen isteyince, olur dedim…
adımlarım şaşmadan
üzerinden geçmeyi diledim kırkikindi bulutlarının,
gelirken koşan yerlileri de gördüm
sakalları karışmıştı birbirine
belli ki dünün arefesiydi,
belli ki ıskalanmıştı gözlerim
Aleykümselam.
Bir medeniyet değil bir mahalle tasavvurudur bu. Pek bir iddiamız yok samimi, hasbi ve yakışıklı olmaktan gayrı. Elbette bunlar “muhabbet”in himayesinde çiçek açar, servileşir, güzelleşir.
Nazife kardeşimin incelemesi işte bu durumun içevurumu’dur.
Velhasıl, sadığız biz bize. Her ne kadar mahlemizin baldıranı, ayrık otu, iti ve bit yavrusu eksik olmasa da şerefli sözlerimizle müşerref olma luftunu onlara tattırmadan yürüyoruz.
Kalemine, yüreğine ve bilcümle puştlara fistan giydiren esaslı duruşuna sağlık kardeşim.
Akıl otorite olarak hiyerarşinin tepesine oturmayıversin, artık ‘yapabiliyor olmak’ yapmanın ölçütü haline gelmiş olacaktır. Dünya tarihi biraz da kalp ile aklın mücadelesinin tarihidir.
Medya, cinselliği bir tüketim nesnesi haline getirerek, gerçeklik ile simülasyon arasında bir ayrım oluşturur. Mesela çikolata reklamlarında, cinsellik çikolatayı tanımlayan her şeyin önüne geçmiş ve hazla bağlantı kurularak pazarlanma yoluna gidilmiştir.
Sayfa 13 - Ömer Talha Kavas, Jean Baudrillard ile Hayali Bir Söyleşi