Bu dünyaya ahlaki değer yargılarımızla caka satalım diye gönderilmedik. Ne vasat insanların sözlerini dinlerim, ne de güzellerin işine karışırım. Bir insanın kişiliğini sevmişsem, kendini ifade etmek için hangi yöntemi kullanırsa kullansın hoşuma gider. 
Ruh ve beden, beden ve ruh; ne büyük gizemdi. Ruhumuzun hayvani, bedenimizinse ruhani bir tarafı vardı. Duygularımız keskinleşirken zihnimiz körelebiliyordu.
İnsan, bir keder ve mutluluk kazanını andıran şu dünyayı incelerken yüzüne cam bir maske takamıyor, sülfür buharının beynini yakmasına, hayal gücünün tuhaf ve korkunç rüyalar üretmesine engel olamıyordu.