Milan Kundera ile bu eseri sayesinde tanıştım. İlk sayfalarında zihnimde oturtamadığım olaylar gerçekleşirken, hatta “sanırım kitaptan hoşlanmayacağım” düşüncesi zihnimde belirmeye başlarken birden asıl döngünün içerisinde buldum kendimi.
Eserde, tutkulu, güçlü bir kadın ile duygusal ve şüpheci sevgilisinin yıpranan aşklarını sorgulamalarına, bir kimlik arayışlarına tanıklık ediyoruz. Bahsi geçen karakterlerimiz Chantal ile Jean-Marc, birbirlerinin gizli yönlerini keşfetmeye çalışırken giriştikleri küçük oyunun, bir karabasana dönüşme serüveni. Yani kitabın sonunda “her şey hayal miydi, gerçek miydi?” diyerek kendinizi sorguluyorsunuz. (Okurken asla böyle bir sonla karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. )
Tavsiye edeceğim, güzel bir eserin de böylelikle sonuna gelmiş bulunmaktayım. İyi okumalar
“Gerçeğin gerçekdışına, gerçekliğin düşe dönüştüğü kesin an hangisi?”
KimlikMilan Kundera
Bu dünyada doğmuş olmak ister şans, ister şanssızlık olsun, yaşamını burada geçirmenin en iyi yolu, benim şu anda yaptığım gibi, ilerleyip giden neşeli ve gürültücü bir kalabalığa kendini bırakmaktır.