Bazı erkekler kadınlarda dış güzelliği arar; yüzüne, bedenine, boyuna posuna tutulur. Bazı erkekler ise kadının iç dünyasına bakar; ahlakına, vicdanına, merhametine. Peki ya kadınlar? Çoğu zaman bir erkeğe bakarken ilk dikkat ettikleri şey onun yüzü değilse bile ya maddi durumu olur, ya kariyeri... Yakışıklılığı ya da işi-gücü olmayan bir erkek çoğu kez baştan elenir. Ama şu sorgulanmaz: Bu adam şerefli mi? Namuslu mu? Güvenilir mi? Kalbi temiz mi?
Sonra ne olur biliyor musun? Yanlış tercihlerin sonunda zarar gören kadın, “Bütün erkekler aynı” der. Oysa başta dış görünüşe, paraya, gösterişe aldanmasaydı; belki kalbiyle görebilseydi, yanına katık ettiği kötülüğü sofraya koymazdı.
Güzellik bir gün solar. Yüz kırışır, vücut yıpranır, paralar biter, kariyer değişir. Ama kalp temizse, o güzellik ömür boyu sürer. O yüzden ne bir kadın ne bir erkek, karşısındaki insanı yalnızca görüntüsüyle ya da cüzdanıyla ölçmemeli.
Çünkü dış güzellik bir davetiyedir; iç güzellikse o davetin içeriğidir. Davetiyeye aldanan, hayal kırıklığı yaşar. Ama içeriği önemseyen, gerçek mutluluğu bulur.