Sirkte eğitimin en zorlu yönlerinden biri, çoğumuz için günlük ve sürekli olarak konfor alanlarımızdan çıkmamızın istenmesiydi.
Palyaço atölyelerinde kendimizi aptal yerine koymaya, risk almaya, bir şeyler denemeye, başarısız olmak konusunda rahat olmaya teşvik edildik. Ve o anlarda sessizlikten başka hiçbir şey yoktu, kaçacak hiçbir yer yoktu. Ortaya bir şey koymak ve ne olduğunu görmek için bir varlık, acımasız bir dürüstlük gerekiyordu. Önemli olan oraya gidip onu yapmak, onun hakkında düşünmemek, başkalarının ne düşüneceğinden endişelenmemek, hatta belirli bir sonuca bağlı kalmamak, SADECE YAPMAKTI.
(Kendi yorumum) Biz müslümanlar biliriz ki Peygamber Efendimiz 610 yılında Hira Mağarası'nda inzivadayken Cebrail (a.s.) tarafından "Oku!" emriyle gelen ilk vahiyle sarsılmıştı, yaşadığı yoğun heyecan ve korkuyla evine dönmüş ve eşi Hz. Hatice'ye "Beni örtün, beni örtün!" diyerek endişesini dile getirmişti. Bir süre konfor alanından, inzivadan çıkmamıştı ancak Rabbimiz, O’nun tebliğe başlaması gerektiğiyle ilgili bir vahiy göndermişti. Buna karşılık Peygamber Efendimiz kendisini "tamamen hazır hissetmeyi" beklemedi; ilahi emir gelir gelmez hemen eyleme geçti.
Özetle, hazır olmak diye bir şey yoktur sadece yaşamak, eyleme geçmek vardır.