Meliha kurt

Meliha kurt
7/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
İhsan Oktay Anar’ın zihninden çıkan bu kitap, okuruna yalnızca bir hikâye değil; bir düşünce, bir arayış, bir boşluk bırakıyor. İlk başta içine girmek zor. Belki ben de uzun zamana yayarak okuduğum için başta yeterince içine çekilemedim. Ama son yüz sayfada elimden bırakamadım. Çünkü bu kitap, okurunu hemen içine almak yerine, onunla usul usul bir dostluk kuruyor. Her sayfası “Var mıyım, kimim, neyin içindeyim?” sorularıyla dolu. Rendekar’ın “Düşünüyorum öyleyse varım”ına karşılık, kitap neredeyse şöyle fısıldıyor: “Belki siz, ben düşündüğüm müddetçe varsınız… Ya da tam tersi: Ben sizin hayalinizdeyim.” Ana karakter Uzun İhsan Efendi’nin bir düş görmesiyle başlayan anlatı, öyle bir hal alıyor ki bu gerçekten bir rüya mı yoksa yaşamın ta kendisi mi, ayırt etmek imkânsızlaşıyor. Zaman, mekân, karakterler sürekli değişiyor ama bir noktada mutlaka kesişiyorlar. Her yeni bölümde hem merak hem de hayranlık artıyor. Bazen bir hikâye, bir kahraman tam ortasında bitiyor; damağında kalıyor, ardından gelen hikâyeye bırakıyor kendini. Ama hepsi, o puslu kıtaların içinde bir araya geliyor. Kitabın dili özgün, kimi zaman şiirsel, kimi zaman alaycı ama hep derin. Söz sanatları öylesine ustaca yerleştirilmiş ki, anlatım bir noktada büyüye dönüşüyor. İstanbul’un, özellikle Galata’nın tasvirleri; kelimelerle değil de sanki eski bir fotoğrafla çizilmiş gibi detaylı ve etkileyici. Ferit Devellioğlu’nun lügatına başvurduğum da oldu; kelime dağarcığımı genişletmesi bile ayrı bir haz. Okudukça bir bilmecenin içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Tarih, felsefe, mizah, fantastik kurgu… Hepsi bir arada, kusursuz bir uyumla sunuluyor. Gerçek ve kurgu öylesine iç içe geçmiş ki, bazen “Bu yaşanmış olabilir mi?” diye kendinize soruyorsunuz. Sanki aynı anda bir filozofun dersinde, bir
Felsefe
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2020 113. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2020 16:43
Tarık Buğra gibi bir efsaneyi bilip de daha önce okumadığıma beni pişman eden kitap. Lise boyunca sürekli Osmancık ve Küçük Ağa eserlerini duyduğum ve neredeyse kitapların bütün içeriğini bildiğim için okumayı hep ertelediğim bir yazardı. Yüzlerce Çiçek Birden Açtı kitabı yazarın piyes türünde ve en çok sevdiğim eserlerimden dediği kitap. Kitabı bitirdiğimden beri benim de en sevdiğim kitabı. Kitabın başında klasik burjuva erkek fakir kız aşkı gibi başladı. Sonrasında ülkelerinde yeni oluşan siyasi ortamla beraber yeni sistemin getirdiği sosyal ortamı, insan ilişkilerini, aydın kesimin nasıl değiştiğini çok güzel bir şekilde anlatmış. Aslında anlatılanlar totaliter sistemlerde sıklıkla görülen bir senaryo. İlk önce rejimin en başından çözülme başlar çözülme devam ettikçe baskı daha fazla artar. Rejimin sonu geldiğinde tekrar hiçbir şeye sahip olmayan perişan bir halk kalır. Kitabın en şaşırtan kısmı Loh karakterinin değişimiydi. Baştaki saf, iyiniyetli ve aşık adamın sonunda bencil ve sinsi birine dönüşmesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ama aşırı baskıcı bir sistemin şartları düşünüldüğünde aksi mümkün olamazdı.
Edebiyat
Yüzlerce Çiçek Birden AçtıTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202085 okunma
9/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2020 98. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2020 08:37
Üç yıl önce aldığım yeni okuyabildiğim kitap. Kitabı yarılamadan daha önce olamadığıma pişman oldum. Yazarın dili o kadar sürükleyiciydiki kitabı hiç elimden bırakmak istemedim. Kısa sürede bitirsemde etkisi kısa sürmedi. Şans verilmesi gereken kitaplardan. Yazarının okuduğum ilk kitabı olsa da ilk fırsatta diğer kitaplarını da edineceğim. İlk birkaç bölümde kimin kim olduğunu karıştırsam da bütün taşlar yerine oturunca tadından yenmez oldu. Ahmet'in hayallerini gerçeklestirme arzusu beni o kadar derinden etkiledi ki. Hayatı pahasına uçmak işteyişi muhteşem ama delice bir istek çevresindeki herkese göre. Rana. Yalnız kızım benim. Çocukluğu birkaç kelime ile geçiştirilmiş olsa da boğazıma bir yumru oturttu. Yetişkinlerin eylemlerinin cezasını her zaman çocuklar çekiyor işte. Akıcı ve sade diliyle muhteşem fantastik evreni ve geçtiği dönemi çok güzel harmanlamış. Tarih ve spiritüel sevenler mutlaka okumalı.
Edebiyat
Ademin KanadıYasemin Karahüseyin · Şule Yayınları · 201475 okunma