Adem

Atsız Peyami Safa'ya Çıkışıyor
Sultan Hamid, kızıl değil "Gök Sultan" dır. Herkeste bulunması mümkün ufak tefek kusurlarını şişirip erdemlerini inkâr etmekle ne Türk tarihi, ne de Türk milleti bir şey kazanır. İsmail Safa, İngiliz Boer savaşında, İngilizlerin bir başarısını, onların elçiliklerine giderek tebrik ettiği için, Sultan Hamid tarafından, haklı olarak, sürgün edilmiştir. Belki İsmail Safa, o zaman, İngilizlerin nasıl bir Türk ve Müslüman düşmanı olduğunu bilmiyordu. Fakat geniş haber alma imkânları ile her şeyi bilen Sultan Hamid, memleket aydınlarının düşman elçilikleriyle temasına müsaade edemezdi. Şimdi insafla düşünülsün: Hiçbir sebep yokken, sırf yurtlarındaki elmas madenlerini zapt etmek için, bir avuç Boer'e büyük ordularla saldıran İngiltere'yi tebrik etmek hangi hürriyetçilik anlayışının sonucudur.
Devletimiz şu şekilde kurulmuştur: XI. Yüzyılda anayurtta, yâni Türkistan'da Karahanlılar sülâlesi vardı. Anayurt dışında ve Karahanlılarla sınırdaş olarak da yine Türkler tarafından kurulmuş Gazneliler devleti bulunuyordu. Atalarımız olan Türkmenler, yâni Oğuzlarla Karlukların Müslüman çoğunluğu bu iki Türk devleti arasında onların hâkimiyet ihtiraslarına âlet olduktan sonra Gazneliler tarafından kendilerine verilen topraklara girdiler. Fakat askerliklerindeki kuvvet ve şiddet dolayısıyla tabî oldukları devleti ürkütmekte gecikmediler. Gazneliler, Türkmenlerin kudretini kırmak için başkanları Arslan Yabgu'yu yakalayarak hapsettilerse de başlarını kaybetmek onların gücünü kırmak şöyle dursun, aksine hınçlarını arttırdı ve Gaznelilerle yapılan bir sıra çarpışmalardan sonra nihayet 1040'ta kazanılan Dandânakan Meydan Savaşı ile Horasan'da bağımsız bir devlet kuruldu. İşte Horasan'da kurulan bu devlet, îslâm müverrihlerinin Selçuk Devleti dediği bu yeni teşekkül, bizim devletimiz, yâni Türkiye'dir.

Adem

, bir kitabı okumaya başladı
Hüseyin Nihâl Atsız
9/10 · 2.200 okunma

Adem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·416 syf.·
28 günde okudu
·
2026 13. kitabı
Ahmet Kabaklı
8.3/10 · 330 okunma
İngiliz ve Fransız ordularından esir alınan yüzbinlerce Müslümanı irşat için Berlin'e giden Mehmet Akif, dostu Mithat Cemal'e şunları söylüyordu. "Berlin'de ne var? Ne oluyoruz? -Ne olacağız, dedi; Berlin'e gittim, elçimiz Kur'an'a tefsir yazıyor; İstanbul'a geldim, hocalar, kıt'alararası savaş münasebetlerini konuşuyorlar. Ne olacağız, artık sen anlarsın!"
Sayfa 215·Kitabı okudu