Adem

Puan vermedi·592 syf.··
2022 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2022 23:43
Kitabımız, 2. Dünya Savaşı'nda artık savaşın son evrelerinde, 20 Temmuz 1944 tarihinde Adolf Hitler'e yapılan suikast girişiminden (aynı dönemlerde Almanların doğu ve batı cepheleri de çökmüş durumdadır ve müttefikler Alman sınırlarına dayanmıştır) Karl Dönitz hükümetinin ortadan kaldırıldığı 23 Mayıs 1945 tarihine kadar geçen 10 aylık zaman dilimindeki süreyi Nazi Almanya'sının derinliklerine inerek ele almaktadır. Büyük bir kaynakçayla, dip notlarla ve belgelerle zenginleştirilmiş bu kitap, hem batıdan hem de doğudan çok büyük bir insan ve silah gücüyle Almanya'yı istila etmek üzere olan ve durumun çok ümitsiz olduğu bir dönemde, Almanların neredeyse yok olacak noktaya gelecek kadar nasıl direnebildiğini ele almaktadır. Kitap için büyük bir emeğin ürünü olduğunu ve konuya ilgi duyanlar için çok değerli bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazarda sonlara doğru çok hafif de olsa bir İngiliz sinsiliği sezmedim de değil açıkçası. Her ne olursa olsun, 2. Dünya Savaşı'na ve Nazi Almanya'sına ilgi duyanların büyük bir keyifle okuyacağı ve çok şey öğreneceğini düşündüğüm bir kitap. Kitabın aradığı soruya gelecek olursak, kaçınılmaz sonun çok belli olduğu bir ortamda, Nazi Almanya'sının herkesi şaşırtarak 10 aylık sürede nasıl son ana kadar direnebildiğini maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz: - Almanya'nın 1. Dünya Savaşı'nı kaybetmesi sürecinde yaşadığı "arkadan bıçaklanma" hissiyatı. Zira 1. Dünya Savaşı'nda Almanya cephelerde mağlubiyet yaşamasa da iç karışıklıklardan ötürü savaşı sona erdirip, kendisine çok ağır koşullar dayatan Versay Antlaşması ile savaşı sonlandırmıştı. 1918 hadisesinin tekrardan yaşanmaması gerektiğine dair duyulan yoğun inanç. - Müttefiklerin 1943 Ocak ayından itibaren Almanya'ya dayattığı koşulsuz-şartsız teslimiyet dayatması. Almanlar
Tarih
ÇöküşIan Kershaw · Kronik Kitap · 2021119 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·267 syf.··
2022 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2022 23:20
Bir insanın hayatı boyunca okuyacağı kitap sayısının her zaman için çok çok kısıtlı olacağı göz önünde bulundurulduğunda, kendi adıma, doğru kitap seçiminin kitap okumaktan çok daha önemli olduğunu düşünürüm. Mevzubahis roman olduğu zaman da seçimlerim çoğu zaman geçmişten bugüne kendini taşıyabilmiş klasik eserlerden yana olmakta. Bu seferki kitap tercihim ise güncel bir yazar olan Murat Menteş'in Dublörün Dilemması oldu. Kitaba karşı hiçbir olumsuz önyargım yoktu, gayet de olumlu bir beklentiyle kitabı okumaya koyuldum. Sonuç olarak beklentimin de üzerinde bir deneyim oldu benim için. Mizahta en sevdiğim tarz olan absürd mizah konulu roman, absürd mizahtaki sağlam altyapının, ince zekanın fazlasıyla hakkını vermiş. (Sululuğu hiçbir zaman için mizah olarak görmem.) Bir karakterle bağ kurarken, bambaşka bir karakter karşımıza çıkıyor kitapta. Karakterlerin ve olayların kesişimi çok iyiydi. En fazla Habip Hobo bölümünü beğendim. Kitapla ilgili belirtilmesi gereken en önemli konulardan biri de yazarın müthiş genel kültürü. Hem yerel düzeyde hem de uluslararası düzeyde mükemmel bir genel kültür... Bir trafta Orhan Gencebay'ın Hayat Kavgası şarkısını, Turgut Özatay ismini duyuyorsunuz, diğer tarafta Charles Bronson, John Carpenter, Sam Peckinpah isimlerini duyuyorsunuz. Daha ne olsun. Yazarın yeşilçam filmlerine olan ilgisini de çok beğendim. Sonuç olarak Murat Menteş'in kafası güzel bir kafaymış. Çok yakın buldum kendimi. Kuvvetli kalemiyle radarıma girdi artık.
1000k
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · April Yayıncılık · 201717,7bin okunma
10/10
·320 syf.··
2021 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 18:40
Geçtiğimiz 2020 yılının bana kazandırdığı en önemli şeylerin başında, Peyami Safa külliyatına tam anlamıyla yoğunlaşmanın yer aldığını söyleyebilirim. Bu romana kadar, Peyami Safa'nın olgunluk dönemindeki eserlerini okuduğumdan, üst düzeydeki dil kullanımına, psikolojik tahlillerine, bilgi birikimine aşinaydım. Ancak henüz 25 yaşındayken yayımlanmış olan (evveliyatı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir) eserin kalitesini görünce şaşırdım açıkçası. Peyami Safa bildiğimiz Peyami Safa. Sen ne büyük bir insanmışsın! Peyami Safa eserlerini okumadan önce; ailesini erken zamanda kaybettiğini, hastalıklarla boğuştuğunu, düzenli bir eğitim görmediğini, müthiş bilgi birikimine kendi kendisini yetiştirerek ulaştığını göz önünde bulundurmak gerekir. Hayata her yönüyle olduğundan erken başlamış, hem ruhsal hem de bedensel anlamda çok acı çekmiş bir insan. İşte böyle bir yaşanmışlığa sahip bir insanın kaleminden eserler okumak, benim için çok önemli bir yere sahip artık hayatımda. Romanda, Çanakkale Savaşı'nda omuzundan yaralanarak gazi olmuş ve binbir umutla İstanbul'a gelen Nihad'ın öyküsüne tanık oluruz. Binbir ümitle gelmiş olan Nihad'ı ümit kırıklıkları beklemektedir. Çünkü Türkiye bir mahşer yeridir. Orada masumlar, temizler, alice­naplar, faziletkârlar, hasbiler, iyi niyet sahipleri ve büyük kalpli insanlarla reziller, çalıp çırpanlar, imansızlar, sonradan görmeler, seviyesizler, sütü bozuklar, hainler ve katiller omuz omuza yürür, gezer, sevilir, yaşar, karışık korkunç bir kütle gibi kımıldarlar. Nihad'ı intiharın eşiğine getiren süreç de esasında, kendisinden ziyade cemiyetten yani bu ülkedeki insanlardan kaynaklanmaktadır. Sözlerimi kitaptan bir alıntı ile bitirecek olursam: "Birisi onun kulağına bir mahşere girdiğini niçin fısıldamadı? Niçin söylemedi ki, bir
Edebiyat
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,842 okunma
Huzursuzluğun Kitabı: Huzur
10/10
·415 syf.··
2020 19. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 18:09
Tanpınar'ı onun istediği gibi, içlerinde sindire sindire okuyanlar, onu sevecekler, yalnız ona karşı değil, bütün sanata, insana ve kainata başka bir gözle bakacaklar, kendilerini ebediyete götüren esrarlı ışıklarla dolu bulacaklardır."                                                                             Mehmet KAPLAN 1939 yılının İstanbul'u. Gelmekte olan 2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesindeki dönemler... Kitabın baş karakteri Mümtaz, kendisinden yaşça büyük, kendisini her anlamda büyüten, yetiştiren ve ağır bir hastalık çeken amcasının oğlu İhsan'la ilgilenmektedir. Mümtaz, iyi bir eğitim almış, son derece donanımlı bir kişidir. Edebiyat fakültesinde asistanlık yapmaktadır ve eski şiire özellikle de eski Türk musikisine çok ilgilidir. Hatta Şeyh Galip üzerine yazmayı düşündüğü eseriyle uğraşmaktadır. İhsan'la ilgilenecek bir hasta bakıcı bulmak için İstanbul sokaklarına çıkan Mümtaz, kendisini İstanbul sahaflarında bulur. Fırtınalı bir aşk yaşadığı, daha önce evlilik aşamasına geldiği, ancak acı bir şekilde ayrıldığı Nuran ile ilgili bir haber alır. Bundan sonra, Mümtaz'ın geçmiş birkaç yılında Nuran ile olan aşkı çerçevesinde yaşamına tanıklık ederiz. Bir tarafta dünyanın nizamı tepetaklak olurken, diğer tarafta hayat nizamı tepetaklak olmuş olan Mümtaz'ın öyküsü bizi beklemektedir. Tanpınar'ın yine zamanı olağanüstü bir şekilde kullandığı bir roman Huzur. Aynı Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde olduğu gibi. Ancak bu kitabı daha bir sevdim diyebilirim. Kitap her zamanki gibi hayat, tarih, doğu-batı arasında kalmışlık, insanın iç dünyası, aşk, yaşam-ölüm üzerine, roman karakterleri üzerinden müthiş tespitler içermekte.  Bu kitap aynı zamanda bir İstanbul romanı. Okuyucuyu İstanbul'da semt semt, sokak sokak bir yolculuğa çıkarıyor. Tanpınar'ın
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Metaforlarla Kaplı İronik Bir Anlatım: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
10/10
·382 syf.··
2020 18. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2020 21:02
Kitabın baş karakteri Hayri İrdal, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde dünyaya gelmiş, imparatorluktan cumhuriyete geçiş döneminde yaşamış bir karakterdir. Fakir ailede dünyaya gelmiş, küçüklüğünden beri saatlerle içli dışlı olmuş ve inişli çıkışlı bir hayata sahiptir. Hayattaki akıl hocalarından Halit Ayarcı’nın etkisiyle Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün kurucularından biri olur. Başta gülünç bulunan bu kurum, şöhretini ülke sınırlarının da ötesine taşır ve dünya çapında etki uyandırır. Hatta Hayri İrdal, “Ahmet Zamani Efendi’nin Hayatı ve Eserleri” isimli bir kitap kaleme alır. Bu kitap da 18 farklı dile çevrilir ve dünya çapında bir şöhret kazanır. Bu derece yüksek noktalara çıkan Hayri İrdal'ın hayatı daha sonra dibe vurur ve özellikle de hakkındaki iddialara cevap vermek amacıyla kendi hayatını kaleme almaya karar verir. Biz de artık okuyucu olarak bu serüvene eşlik ederiz. Türkiye’nin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecinde, kimlik bunalımı ve büyük savrulmalar yaşayan Türk insanının yaşamına ışık tutuyor Tanpınar. Kitabın odaklandığı konunun yerel ölçekte kaldığını söylemek de Tanpınar’a haksızlık olur. Zira Tanpınar, "hayatın nasıl daha anlamlı yaşanabileceği” konusuna da çokça kafa yormakta. Metaforlarla kaplı bu kitapta psikoloji, tarih, bürokrasinin işleyişi ve insan yaşamı üzerine baştan sona mükemmel bir seviyede hiciv tarzı bir anlatım vardı. Özellikle de 21. Sayfasından itibaren irdelenen "hürriyet” kavramının anlatımı eşsizdi. Kitaba iyi bir şekilde nüfuz edebilmek için kesinlikle birden fazla okunması gereken kitapların başında geliyor. Bunu da kendime bir borç biliyorum. Kitaptaki yan karakterler, kitaba ancak bu kadar güzel oturtulabilirdi. Başta Hayri İrdal’ın iki farklı dönemindeki akıl hocaları Nuri Efendi ile Halit Ayarcı, Seyit
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma