“Nazi Almanyasi’nin mücadeleyi topyekûn özyikima kadar niçin sürdürdügünü açiklamaya yönelik simdiye kadarki en iyi çaba.” Antony Beevor “Bir özyikim destani… Berlin düser, Naziler fareler gibi kaçar ve Hitler ile yakin çevresi intihar mermileri, zehir, tutuklama ve yargisiz infaz cehenneminde mahvolurken Çöküs âdeta soluk soluga okunuyor.” David Laskin “Ustaca… Kershaw’in bu sürükleyici ve zekice çalismasinin Nazi sisteminin o korkunç son safhasina iliskin basucu eserlerinden biri olacagina süphe yok.” Financial Times Alman Silahli Kuvvetleri, Ikinci Dünya Savasi’nin son safhasinda her ay 350.000 kayip veriyor, tarihte esine az rastlanir bir kiyimdan geçiyordu. Sivil kayiplar da yine bir o kadar korkunçtu: Dresden gibi pek çok kentin haritadan silindigi o son aylardaki Müttefik hava bombardimanlarinda, 400.000 sivil alevlerin ve molozlarin arasinda can verdi; milyonlarcasi ise evsiz kaldi. Yine yarim milyon kisi, Kizil Ordu’nun Almanya’yi istila ettigi süreçte hayatini kaybetti. Peki, modern tarihte savasta yenilgiyle karsi karsiya kalan devletlerin yöneticileri, topyekûn yikim ve isgal görmemek için genellikle bir noktada baris istemis yahut Mussolini Italyasi örnegindeki gibi, postunu kurtarmak isteyen yönetici elitlerin veya ülke içindeki güç odaklarinin tertipledigi bir iç kalkismayla düsmanla müzakereye zemin hazirlamisken; Nazi rejimi yasanan tüm facialara ve aldigi tüm darbelere ragmen devleti, orduyu ve halki son ana kadar pençesi içinde tutup ülkeyi kendisiyle birlikte nasil felakete sürükleyebildi? Mahser gününü andiran o son aylarda Almanya’da Parti’nin, devletin, ordunun ve toplumun içinde neler oldu? Alman halki Nazileri gerçekten son ana kadar destekledi mi, yoksa rejimin son kurbanlari onlar mi oldu? Adolf Hitler ve Nazi Almanyasi üstüne yaptigi