Hasan Sabbah

Hasan Sabbah
@Myshkin
Puantör
Lise
Sohar
Adana
24 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ama sen öyle hızlı yürürsün ki, gözümün önünden uçup gidivermişsindir. Viyana'da yaptığın gibi. Ne biçim dört gündü o? Bir Tanrıça sinemadan çıkıyor ve küçük bir kız istasyona hamallık yapmaya gidiyor. Ve bu dört gündü, öyle mi? Yalnız n'olursun, çağırma beni Viyana'ya, yazma bu konuda; gelmeyeceğim, ama bu konuda ettiğin her söz, etime batan kızgın bir şiş sanki, yakıyor, geçmiyor acısı, gün geçtikçe daha da yakıyor. Bu olamaz istediğin.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir gün anam bir lira vermişti, çocuktum daha, büyük ringle küçük ring'in ortasında oturan yaşlı bir dilenci kadına vermekti bu parayı bütün isteğim. Gelgelelim para çok görünmüştü gözüme, bir dilenciye bu kadar çok para verilmez diye düşünmüş, sıkılmıştım. Ama parayı vermek de istiyordum; bozdurdum lirayı, önce bir onluk attım kadının önüne. Sonra bütün o alanı koşarak geçtim, soldan geldim bu sefer, yeni, başka biri gibi, gene bir onluk attım kadına, gene dolandım, gene koştum, gene bir onluk attım... Tam on kez alanı koşarak dolanmıştım. Sonunda yorgun, bitik dönmüştüm eve, başlamıştım ağlamaya, anam acımıştı da bir lira daha vermişti bana. Görüyorsun ya, talihim yok dilencilerle, ama varımı yoğumu Avusturya parasına çevirip, Opera alanındaki dilenciye vermeye hazırım, yeter ki, sen yanımda olasın, ben de yakınlığını duyabileyim senin. Franz
"Belki Prag'a gelirim önümüzdeki ay" diyorsun. Nerdeyse: gelme, diye yalvaracağım. Seni çağırmak zorunda kaldığım bir güne bırak bu gelmeyi, o umutla yaşayayım, gel dediğimde hemen geleceğinden emin olma umuduyla. Hayır, gelme şimdi, nasıl olsa dönmek zorundasın, değil mi? Senin F.
Gene de iyi biliyorum beni sevmek değil yalnız, benim olabilirsin de, bu olanak var elinde, kaçabilirsin oradan. Ama en çok neye şaşılıyor, biliyor musun? Bana gelmek isteğine! Söylentilere kulak vermez inersen yanıma batarsın, yanını yöreni göremez olursun; tuhaftır, ama sen buna dayanacaksın. İnsan gücünün üstünde bir çabayla başını dik tutmak için çırpınacak didinecek, öylesine kullanacaksın ki gücünü, parça parça kopacaksın, yok olacaksın. (Ben de seninle birlikte elbet.) Olduğum yerin çekici yanı yok; ne mutluluk var, ne de mutsuzluk, iyilikten de yoksun, suçtan da; oraya koydukları için oturmuş kalmışım. Ezginin insanlık basamaklarında, yurdunun dolaylarındaki savaş öncesi bunakları gibiyim. Bir çalgıcı bile değilim, o bile değil!; hem bu yeri alnımın teriyle de edinmedim, öyle de olsa, övülecek yanı yok bu yerin.
Ters anlıyorsun biraz beni Milena, aşağı yukarı eş düşünüdeyim seninle. Bütün ayrıntılarıyla anlatmaya kalkışmayacağım. Viyana'ya gelip gelmeyeceğimi söyleyemem bugünden, ama gelmeyeceğim, öyle anlaşılıyor. Gelmemem için birçok neden vardı eskiden, bugün tek nedeni şu: Yürek gücüm yetmez. Bir nedeni de belki; gelmemem hepimiz için daha iyi de ondan. Senin de buraya gelmeni istemem, hele buna hiç dayanamam. Tersine; sen de şunu yazmışsın: "En iyisi bir üçüncü yol bulup kaçmak, bu yol ne sana götürsün beni, ne ona; yalnızlığa götürsün beni." Ben de bunu salık vermiştim sana. Senin F.