O çocuk kolu gibi cılız, raşitik kolunu yavaşça tuttum ve ufak tefek çarpık bedenini hissettim, sonra birdenbire bunun da ötesinde onun bütün yaşamını gördüm sanki: Bir varoş avlusunda sabahtan öğlene kadar yabancı bir çocuk sürüsünün arasında uyuduğu ödünç bir yatak, gırtlağına sarılan pezevengi, karanlıkta geğirerek üstüne abanan sarhoş müşteriler, hastanede götürüldüğü malum bölüm, tükenmiş, hasta ve çıplak bedeninin ders malzemesi olarak genç ve küstah öğrencilerin eline bırakılması, sonunda çuval gibi nakledildiği bir kimsesizler yurdunda bir hayvan gibi ölüme terk edilmesi. İçimde ona karşı, hepsine karşı sonsuz bir acıma uyandı, hissettiğim sıcaklık şefkatti, asla şehvet değil. Durup durup sıska kolunu okşuyordum. Sonra eğilip şaşkınlık içindeki kadını öptüm.
Tam da bu en dışlanmış varlık, zavallı tüketilmiş bedenini karanlığın içinde bir mal gibi taşıyan bu kadın bana yanaşmış, gözleriyle beni arıyor, benim içimdeki insanı soruyordu; bu hal benim aynı zamanda hem ayık hem esrik, hem berrak hem de büyülü bir bulanıklık hissettiren tuhaf sarhoşluğumu daha da artırdı.
Hayatın en dibindeki lağımlara kadar inmek, tüm geçmişimi tek bir gün içinde harcayıp israf etmek beni cezp ediyordu, bu maceranın bayağılığına ruhun gözü pek hazları karışıyordu. Bedenimin her hücresiyle tehlike kokusu almama rağmen, duyularımla, aklımla tehlikeyi net bir şekilde algılamama rağmen beni bedensel olarak çekmekten çok iten ve tek istediği beni suç ortaklarının yanına çekmek olan bu fahişesinin kolunda çalılıkların içine doğru ilerlemeye devam ettim.
"...kendime yabancı bir sesle bir mucize olsun, o yarı sakat fahişe, insanlığın o son kırıntısı bana bir şans daha versin, bir kez daha geri dönsün diye Tanrı’ya yalvararak öylece durdum. Ve döndü!.. Bir karşılık veremedim. Bu karşılaşmadaki dehşet verici bayağılık beni uyuşturmuştu."
O sıradaki davranışlarımın anlamsız olduğunu biliyorum, fakat o saçma inatta, insanın bedeninde ancak bir uçuruma düşerken ölüme az kala duyabileceği türden çeliksi bir kasılma, duyumsal bir gerilim söz konusuydu; bomboş geçip gitmiş olan tüm yaşamım birdenbire geri hücum etmiş ve gırtlağıma kadar yığılmıştı.