Gizem Gündüz

Gizem Gündüz
@Mysteryyy
İnstagram: @okubirdeizle
Puan vermedi·191 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 10:29
Issız bir ada, birbirini tanımayan on kişi ve masanın üzerindeki on biblo... Geçmişte verdikleri kararlar nedeniyle ölüme sebebiyet vermiş, ancak bir şekilde adaletten kaçmış birbirinden tamamen farklı on kişi; Zenci Adası adındaki ıssız bir adaya, gizemli bir ev sahibi tarafından davet edilir. Ada dış dünyadan tamamen izole edilmiştir. Akşam yemeğinde, evdeki gramofondan yükselen bir ses hepsini geçmişteki suçlarıyla tek tek itham eder. Tam o sırada, yemek masasının üzerindeki on küçük biblodan biri kırılır ve davetlilerden ilki ölür. Odalarındaki duvarda asılı olan çocuk tekerlemesine göre, adadaki on kişi birer birer eksilmeye başlar. On küçük zenci yemeğe gitti, Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz. Dokuz küçük zenci geç yattı, Sabah biri uyanmadı. Kaldı sekiz. Şiir bu şekilde birinci kişiye kadar devam eder. Katil aralarından biridir ama kimse birbirine güvenmemektedir. Herkes şüpheli. Herkesin bir geçmişi var. Ve herkes potansiyel bir katil. Kitap ilerledikçe gerilim yavaş yavaş değil, doğrudan içine çöküyor. Çünkü ölümler başladığında durmuyor...ve her ölüm seni biraz daha köşeye sıkıştırıyor. Ama asıl mesele şu: Ben kitabın sonuna kadar katil kim tahmin edemedim. Ve final... Gerçekten "Nasıl yani?" dedirten türden.
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 200643,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·208 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 10:31
Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." "Bahçıvan ve Ölüm" kitabı yazarın babasının hastalığı ve ölümü etrafında şekillenen, derin bir yaş ve yoklukla yüzleşme anlatısıdır. Kitap, yazarın bahçıvan olan babasının kanser teşhisi alması ile başlar. Hastalık sürekli ilerler. Baba gittikçe zayıflar. Yürüyemez. Yemek yiyemez. Son olarak ise konuşamaz hale gelir. Yazar ise babasının bedenindeki bu çözülmeleri gözlemleri ile bize aktarır. Sonunda baba ölür. Ancak kitabın sonunda değil ortalarında. Daha kitabın başında bizi bu duruma hazırlar ve gerçekleşecek olanları anlatır. Fakat babanın bahçesi, sözleri, küçük aile hikayeleri yaşamaya devam eder her ne kadar baba ölse de. Yazar ise babasının ölümünden sonra yazı yazmaya tutunarak hem onun ölümünü hem de kendi yasını anlamlandırmaya çalışır. Kitap boyunca babasının hatıralarından yola çıkarak "bahçıvanlık" ve "ölüm" arasında bağ kurar. Kitapta bir bölümde babasının üç yıl önce bir kiraz ağacı diktiğinden bahseder. Ancak babası bu kiraz ağacının meyve verdiğini hiçbir zaman göremez. Tam da üç yıl sonra kiraz ağacı ilk meyvesini verir. "Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır. " Sadece bir veda değil; geçmiş, yaşlanma ve geride kalan boşluk da işleniyor. Yazar bir yerden sonra içinde oluşan boşlukları anlatıyor. Onsuz ilk noeli, onsuz ilk yolculuğa çıkışını, onun olmadığı eve ilk gelişini, onsuz geçen günlerin ağırlığını... Sizi bilmem ama kitap beni etkilemekle kalmadı ölüm gibi bir gerçeğin ağırlığını yüzüme ilk defa böyle sert vurdu sanırım. Her şeyin kıymetini kaybedince anlamayı, yaşadığımız anın tadını çıkarmayı, sevdiklerimize sıkıca sarılmayı tahmini ne zaman gerçekleştirebiliriz? . . . #georgigospodinov #bahçıvanveölüm #metisyayınları #okudumbitti ##nisanayıokumaları
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
4/10
·183 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 17:07
Kütüphanede bir ceset... Ama asıl cinayet mahalli, insanların önyargıları. Sıradan bir sabah, saygın bir ailenin malikanesinin kütüphanesinde hiç tanınmayan bir genç kızın cesedi bulunursa ne olur? Agatha Christie, bizi dedikoduların gerçeklerden daha hızlı yayıldığı bir kasabaya götürüyor. Herkesin bir maskesi, her maskenin ardında ise bir çıkar çatışması var. Miss Marple, örgü şişlerinin arasından dünyayı izlerken bize şunu hatırlatıyor: İnsan doğası her yerde aynıdır ve en karmaşık düğümler, en basit gözlemlerle çözülür. Agatha Christie, kitabı okurken bizi bir labirente sokuyor. Tam katili bulduğunuzu sandığınız an aslında yanıldığını anlıyorsunuz. Kitabı okurken sürekli "Acaba katil o mu? Yoksa şu mu? Kesin o değil..." diye şüphelenip duruyorsunuz. Tabi katil de aklınızdaki kişi çıkmıyor bu arada. Çoğu insan bu şekilde bir yorumda bulunmuş. Ancak bana göre kitap olay aşamasında oldukça karışık ilerliyor. Kimin kim olduğunu ve şu an ne olduğunu anlamakta zorluklar yaşıyorsunuz. Olayları takip etmek ve ipuçlarını bulmak kitabın sonunu okumadan mümkün de olmuyor maalesef. Gizemli gibi görünebilir size ama kitap oldukça karmaşık ilerliyor. Okurken burada şimdi ne oldu diyorsunuz. Belki de bu yüzden en düşük puan verdiğim kitap bile olabilir. Miss Marple, herkes birbirine benzer mantığı ile ilerliyor kitap boyunca. Kendi yaşadığı köy hayatındaki o uzak ya da yakından tanıdığı bütün insanlar aslında olayların çözülmesinde ona küçük küçük ipuçları veriyor. Agatha Christie'yi hiç okumamış olan birine önereceğim bir kitap olmaz. Daha doğrusu bu kitabını okuyarak başlamak doğru olmaz. Yazarın okuduğum diğer kitapları olan "16:50 Treni" ve "Doğu Ekspresi'nde Cinayet" adlı kitapları başlangıç için daha mantıklı olabilir. Yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim
Cesetler MerdiveniAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20203,176 okunma
10/10
·210 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 12:30
Bazı kitaplar bittiğinde kendinizi yorgun ama bir o kadar da bilge hissedersiniz. Yu Hua’nın Yaşamak kitabı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Yaşamak, sadece nefes almak değil; tüm kayıplara, acılara ve yıkımlara rağmen hayata tutunma iradesidir. Fugui adında bir adamın, varlıklı bir mirasyediden toprağa bağlı yaşlı bir köylüye dönüşümünü izlerken; aslında bir ülkenin (Çin) kanlı ve sancılı tarihine tanıklık ediyoruz. Yu Hua, bize mutluluğun değil, dayanıklılığın hikayesini anlatıyor. 'İnsan, sadece yaşamak için yaşar, yaşamanın ötesindeki hiçbir şey için değil.' Başlangıçta Fugui karakterinden nefret ettim. Ailesine ve çevresindeki insanlara karşı olan o sonu gelmez bencilliği rahatsız ediciydi. Fakat hayatın tokadını yedikçe nasıl bilge ve sabırlı bir adama dönüştüğünü izlemek muazzamdı. Ancak bir yandan da bunları hak ettiğini düşünmeden edemedim. Zamanında sonuçlarını düşünmeden yaptığı eylemler sadece kendi hayatını mahvetmek ile kalmadı aynı zamanda ailesindeki her bir kişiyi teker teker sona doğru götürdü. Her şeyini kaybeden bir insanın hala bir öküzle dostluk kurup toprağını sürmeye devam etmesi... Bu, umuttan ziyade var olmanın o en saf haliydi. Kitap da zaten anlatıcının Fugui ve öküzü ile bir dere kenarında tanışması ve daha sonra Fugui'nin yaşamını en baştan şu anda dere kenarında bulunması haline kadar anlaması ile başlıyor. Olayları birinci ağızdan yani Fugui'den dinliyoruz. Bu da kitabın etkileyiciliğini biraz daha artırıyor. Kitapta aynı zamanda Çin'in kanlı tarihine tanıklık ediyoruz. Aslında kısa süreler içerisinde birçok rejim değişikliği meydana gelmiş ve her birinde de insanların yaşam koşulları tepetaklak olmuş. Bazen bakıyoruz herkesin kendine ait toprağı var, bazen bakıyoruz ortak bir yemekhane yapılmış herkes ordan yiyor ve refah
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Puan vermedi·273 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 19:02
Gökyüzünden bir yıldız düşerse ne yaparsınız? Peşine mi düşersiniz, yoksa onun bir insan olabileceğine mi inanırsınız? Bugün Neil Gaiman'ın o büyüleyici dünyasında hız: Yıldız Tozu Bir yıldızın gökyüzünden düşmesiyle başlayan, "Duvar Kasabası"nın ötesine, Periler Diyarı'na uzanan bir macera. Thristan Thorn, sevdiği kadına kavuşmak için sözler vaad eder. Tam da bir yıldız düşerken bunları söyler. Sözlerinin gerçekliğini kanıtlamak için de düşen yıldızı bulup getireceğini söyler. Verdiği sözü tutmak için düşen o yıldızı bulmaya gider ama bulduğu şey bir kaya parçası değil, gümüş elbiseli, huysuz ve yaralı bir genç kızdır. Peşlerinde ise sonsuz gençlik arayan cadılar ve taht kavgasına düşmüş prensler vardır. Yvaine(Yıldız), o kadar gerçek ve canlı bir biçimde bize aktarılmış ki... Gökyüzünde parlayan bir ışığın insanların arasına düştüğünde bu kadar insani zaafları ve gururunun olması bulunduğu ortama hemen uyum sağladığını gösteriyor. Öyle ki yapılan her eylemde gururundan hiçbir şey kaybetmiyor. Kitapta anlatılan hiçbir şey toz pembe değil. Hayatta her şey istediğimiz gibi gitmez ve önümüze türlü engeller çıkabilir. Hayatın gerçeklerini de bir yere kadar unutmamamız gerekiyor. Cadıların insanların arasında gizlenip tekinsizliğini ve Periler Diyarı'nın aslında vahşi kurallardan oluştuğunu bize gösteriyor. Hiçbir şey duvarın ötesinden göründüğü gibi değil. Eğer gerçek dünyadan biraz uzaklaşmak, sihrin hâlâ bir yerlerde olduğunu hissetmek ve Thristan'ın "yolculuk" hikâyesine ortak olmak istiyorsanız bu kitap sizin için.
Yıldız TozuNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20121,485 okunma