Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe."
"Bahçıvan ve Ölüm" kitabı yazarın babasının hastalığı ve ölümü etrafında şekillenen, derin bir yaş ve yoklukla yüzleşme anlatısıdır. Kitap, yazarın bahçıvan olan babasının kanser teşhisi alması ile başlar. Hastalık sürekli ilerler. Baba gittikçe zayıflar. Yürüyemez. Yemek yiyemez. Son olarak ise konuşamaz hale gelir. Yazar ise babasının bedenindeki bu çözülmeleri gözlemleri ile bize aktarır. Sonunda baba ölür. Ancak kitabın sonunda değil ortalarında. Daha kitabın başında bizi bu duruma hazırlar ve gerçekleşecek olanları anlatır. Fakat babanın bahçesi, sözleri, küçük aile hikayeleri yaşamaya devam eder her ne kadar baba ölse de. Yazar ise babasının ölümünden sonra yazı yazmaya tutunarak hem onun ölümünü hem de kendi yasını anlamlandırmaya çalışır.
Kitap boyunca babasının hatıralarından yola çıkarak "bahçıvanlık" ve "ölüm" arasında bağ kurar. Kitapta bir bölümde babasının üç yıl önce bir kiraz ağacı diktiğinden bahseder. Ancak babası bu kiraz ağacının meyve verdiğini hiçbir zaman göremez. Tam da üç yıl sonra kiraz ağacı ilk meyvesini verir. "Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır. "
Sadece bir veda değil; geçmiş, yaşlanma ve geride kalan boşluk da işleniyor. Yazar bir yerden sonra içinde oluşan boşlukları anlatıyor. Onsuz ilk noeli, onsuz ilk yolculuğa çıkışını, onun olmadığı eve ilk gelişini, onsuz geçen günlerin ağırlığını...
Sizi bilmem ama kitap beni etkilemekle kalmadı ölüm gibi bir gerçeğin ağırlığını yüzüme ilk defa böyle sert vurdu sanırım.
Her şeyin kıymetini kaybedince anlamayı, yaşadığımız anın tadını çıkarmayı, sevdiklerimize sıkıca sarılmayı tahmini ne zaman gerçekleştirebiliriz?
.
.
.
#georgigospodinov #bahçıvanveölüm #metisyayınları #okudumbitti ##nisanayıokumaları