Bu sözleri benim annem söylüyor. Gaz ve daha birçok şeyler! diyor. Annem söylediği şeyleri bilmiyor, benim için tasalanıyar sade. Ona, bir seferinde, üç düşman siperi gördüğümüzü; içindekileri, ne haldelerse öyle, inme inmiş gibi taş kesilmiş bulduğu muzu mu anlatayım? Göğüs siperlerinde, barınak larda, bulundukları yerde, yüzleri mosmor ölüp kararıvermiş olduklarını mı?
«Yavrum, evladım!» diyor annem, hafif sesle.
Biz aile içinde öyle fazla şefkate alışık değilizdir. Derdi günü çalışmak, çile çekmek olan fakirIerde görülmez böyle şeyler. Onlar şefkati öyle anlamazlar, hem bildikleri bir şeyi ikide bir açığa vurmaktan hoşlanmaz onlar.
" Pek az konuşuyoruz; hiçbir şey sormadığı için derin bir minnet duyuyorum ona karşı. Hem ne söyliyebilirim: Olan oldu, sağ salim döndüm şimdi onun yanındayım. "
İstasyon isimleri, kalbimi titreten birer mana oluyorlar. Tren pofurdıyarak koşuyor; camın kenarında duruyor, pervaza yaslanıyorum. Gençliğimin sınırları bu isimler.