Bir keresinde muhacir Mahallesi'ndeki apartmanların zemin katında bodrumlara hazine arama bahenesiyle girmiş birkaç arkadaşıyla beraber mahalleyi birbirine katmıştı
Hasret çeker bedenim Bir dirhem suya
Nefse aciz nehri aşka Akar aheste yapraklara
Filizlenir tabiatta sütunla nefes veren ağaçlar
Ahenkle dans ettirir çiçekleri Hasret doğaya
Fışkırır dağlara Bahar seni derinden
Dağ eteklerine hasret Irak uzak gözlerden
Ormandaki ağaca konur kırlangıç kesik dallarına
Oksijeni verir tabiat yüzer canlı efkarlı nehirden
Sele vurgun bedeni Sevgi dağıtır dağlara
Tabiatı cıvıldar öksüzlüğe bağlanır feryada
Kıvrılır sükunet dalları eritir bedeni AhuZaran
Kainata teslim seslenir nağme nağme şarkıları
Çöp poşetinde kemikler havanda parçalanan tek taş bir yüzük rakı kadehinde balık memeden zorla ayrılan süt kuzusu musalla taşında çilingir sofrası ve hayatı anlamaya insanoğlunun varoluşsal tutarsızlığını çözmeye çalışan insanlar...
Bir zamanlar mutlu bir kızdım ben. Çilekli sakız, toprak kokan ellerimle ekdiğim çiçek fileleri ve denizin tatlı esintisinin okşadığı yemenim yeterdi beni gülümsetmeye bir o geldi hayatıma düşürdüğü korkunç Yıldırım beni onun isli karanlık dünyasına mahkum etti