Hiç kimse dışarıdan görüldüğü gibi değildir ve bir insanı tanımak yıllar alır. Hatta uzun zamandır tanıdığınız, dost olduğunuz biri, bir an gelir öyle bir iş yapar, öyle bir söz söyler ki; parmağınız ağzınızda kalır ve "Vay be, ben bu adamı tanıyamamışım demek ki" dersiniz.
Beyhude Ömrüm, Mustafa Kutlu'nun köyden kente göç ve modernleşme sancılarını en duru haliyle işlediği eserlerinden biridir. Eserin önemi ve konusu şu şekilde özetlenebilir:
* Konusu: Roman, ömrünü çorak bir tepede bahçe kurmaya ve su çıkarmaya adamış bir köylünün hikayesini anlatır. Kahramanın tüm emeği, çocuklarının şehre gitme arzusu ve değişen toplumsal yapı karşısında "beyhude" bir çabaya dönüşür.
* Önemi: Türk edebiyatında "taşra-şehir" çatışmasını ideolojik bir keskinlikle değil, derin bir kabulleniş ve tevekkülle ele alması bakımından kritiktir. Kutlu'nun karakteristik "hikaye-roman" tarzının en başarılı örneklerindendir.
* Temaları: Sabır, doğa tutkusu, geleneğin çözülüşü ve emeğin kutsallığı temel izleklerdir.
Mustafa Kutlu’nun Yoksulluk İçimizde adlı eseri, modernleşme sancıları çeken bireyin madde ile mana arasındaki çatışmasını anlatır.
Hikaye, birbirini seven Süheyla ve Engin karakterleri üzerinden ilerler. Fakir bir geçmişten gelen Engin, zengin olma hırsıyla Süheyla’yı terk ederek dünyevi hazların ve paranın peşinden gider. Süheyla ise yaşadığı bu büyük acı ve duyduğu ezan sesiyle bir içsel dönüşüm yaşayarak maneviyata ve tasavvufa yönelir. Zamanla roller değişir; Süheyla huzuru bulurken, Engin zenginliğin getirdiği ruhsal bir "iç yoksulluk" ve boşluk içine düşer.
* Manevi Yoksulluk: Yoksulluğun sadece maddi bir durum olmadığını, asıl yoksulluğun kalbin maneviyattan uzaklaşması olduğunu vurgular.
* Modernite Eleştirisi: Modern hayatın getirdiği tüketim hırsını ve "eşya"ya olan düşkünlüğü eleştirir.
* Anlatım Tarzı: Mustafa Kutlu'nun "uzun hikaye" tarzının en başarılı örneklerindendir ve geleneksel kıssa anlatımıyla modern teknikleri birleştirir.
* Doğu-Batı Çatışması: Bireyin iç dünyasındaki değişimler üzerinden toplumsal bir yozlaşma ve kimlik arayışını yansıtır.
Kutlu'nun bu eseri, okuru "İçindeki yoksulluğu hissediyor musun?" sorusuyla baş başa bırakarak vicdani bir muhasebeye davet eder.