İnsan denen canlının hiçbir şeyin kıymetini bilmemesinin altında yatan temel mekanizma dopamin devrelerimizden kaynaklanır. Bir şeyi ne kadar istedğiniz ya da o şeyin sizin için ne kadar hayati önem taşıdığının inanın hiç bir önemi yok. Onu elde ettiğiniz anda dopamin olarak zirveye ulaşırsınız ve o elinizin altında bulunduğu müddetçe artık sizin için yeterli bir dopamin kaynağı değildir. Çünkü dopamin der ki, " bu tamam hadi sıradaki yeni gelsin." Lütfen unutmayın. Bu yaklaşım elde ettiğiniz şeyin değerinden bağımsız tümüyle sizin algılayış biçiminiz ile ilgilidir.
Hani dilimizde çok yaygın bir deyiş vardır ya " çok güldük kesin başımıza bir şey gelecek" diye. Atalarımız bunu hangi gözlemi yaparak söylediler bilemeyiz ama dopamin zirvesi ve onu takip eden çöküşü hesaba kattığımızda bu söz inanılmaz bir anlam kazanmaktadır.
Yaşadığımız her önemli haz ya da başarının ardından kendimizi enerjisiz ve amaçsız hissettiğimiz bir zaman dilimi olacaktır. İşte bu süreci çok ama çok iyi yönetmemiz gerekir.
Dopamin sistemimizi öyle bir hack'lediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş.
Dopamin sadece çikolatayı yediğinizde ya da sınavdan çok yüksek not aldığınızda hissettiğiniz o keyif halinden sorumlu haz molekülü değildir. Aynı zamanda birçok görevi yerine getirmenizi sağlayan, motivasyon denen ruh halinin temel yakıtıdır.