Kafasında başka bir gündemi olmadan karşısındakini tümüyle dinleyebilmek kendine yüzde yüz vererek onunla birlikte olarak dinleyebilmek gerçek sevginin değer vermenin biz birincinin en doğrudan ifadesidir.
Sen bilincinde olan kişi hep çemberin dışındadır marjinaldir dinlenmiş görünür ama onunki dinleme değildir. Aslında ben acizim benden bir şey isteme mesajı içinde karşısındakinin yüzüne bakmaktır.
Ben bilincinde olan kişi dinleme ile ilgilenmez onun esas amacı denetlemektir. Yönlendirmek amacıyla sürekli konuşur dinlermiş gibi görünse bile, dinleme ile denetlemeye çalışır sürekli güç içinde olma, gücü elinde tutma onun odak noktasıdır.
Biz bilincinde olan kişi karşısındakinin özünün, onun sınırlarının ve sorumluluğunun bilincinde olduğu için tüm dikkatiyle dinler. Onun özünün tekliğini anlamasının gerekli olduğunu bilerek dinler.
Dinlemek ona 'sen varsın sana değer veriyorum' demenin en doğru yoludur.
Bir fakih; namaz kılan kimse, her ne kadar Allah huzurunda olduğunu unutur ve Zihni ile çarşıdaki işlerini ayarlamak ile meşgul olursa da Allah rızası için tekbir alıp zahiri şart ve erkanina riayet ederek klanın namazının sıhhati ile fetva verir. Halbuki kalbe nüfuz etmeyen şehadetin Allah indinde kıymeti olmadığı gibi bu namazın da ahirette bir faydası yoktur. Fakih; bu namaz sahihtir derken evet bu Hak Teala'nın emrine uydu ve bu sayede ta'zirden kendini kurtardı demek ister.
Huşu ibadetini ve namaza kalıbıyla girdiği gibi kalbiyle girme keyfiyeti ki asıl ahiret ameli budur zahiri amelleri ancak bununla fayda verir.