Çalıkuşu

Çocuklar artık doğdukları evde ölmediklerinden nesilden nesile aktarılan kütüphane geleneği kalmadı. Eğitimli ailelerin çocuklarına miras bıraktıkları şeylere kitaplar da dahildi bir zamanlar. Değer vererek büyür, yaşar ve ölürlerdi. Şimdiyse ölen aile büyüğünden kalan bir yük, ne yapılacağı sorun olan bir şey kütüphaneler...
Sayfa 188·Kitabı okudu
Reklam
Çok düşündüm. Sadece para değil başka şeyler de eksikti bizde. Peki parasızlık mı eksiltiyordu merhametimizi, sevgimizi? Diğer fakir aileler de durum böyle miydi? Sorsan aileydik, birbirimizin iyiliğini istiyor, birbirimizi seviyorduk. Kan bağını sevmek sanıyorduk galiba.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Biz kötü çocuklar değiliz be anne. Siz bizi kötü yetiştirmediniz. Ama gücümüz yok. Gücümüz yetmiyor hayatlarımıza. Böyle olmasaydı iyiydi ama oldu. Hayatlarımız sizinki gibi değil. Sizin bir eviniz vardı, bize bir ev yetmiyor. Siz her yere otobüsle, dolmuşla gittiniz; biz arabamız olmadan adım atıyoruz. Çocuklar iyi okullarda okusun diye dünyanın parasını akıtıyoruz. Aldıkça alıyoruz anne, aldıkça alıyoruz... Sonra borçtan başımızı kaldıramıyoruz. Bir hafta tatile gitmek için bir yol çalışıyoruz. Tatilin taksiyi bile bir yıl sürüyor. Hayat eziyor bizi anne. Yetişemiyoruz dünyaya. Çıkamıyoruz bu düzenin içinden...
Sayfa 142·Kitabı okudu
Evlatlarımın dünyasında kendime yer bulamadım, derse biri size, anlamazsınız. Anlamanız için, neye kırıldığını, ne beklediğini, ne bulamadığını, nasıl dışarıda kaldığını uzun uzun dinlemeniz gerekir. Ama benim derdim öyle değil. Annem babam yok. Dert bu kadar. Cümle bu kadar. Her şeyi anlatıyor zaten.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Siz Türkler yaltaklanma, yaldızlı sözler bilmezsiniz. Koğuculuk yapmaz, dostlarına kibir göstermez, fesattan, bidatten da hazzetmezsiniz. Böyle olunca bana da her şeyin doğrusunu bilme merakınıza saygı duymak düşer. Ancak bir de ayıbınız var; hem bu öyle bir ayıptır ki deminki patavatsızlıktan bile fazla olarak bununla daima başka insanları kendinizden soğutursunuz. Hepimiz merakla Cahiz'e baktık. Küçük Boğa sordu: "Neymiş o?" Bizim asabiye içinde olduğumuzu söylüyorsunuz, elhak doğrudur. Sırasıyla kan, kabile ve kavim bağlarımıza önem veririz. Bu sizde pek yoktur. Ancak sizin de iflah olmaz bir vatan düşkünlüğünüz var, onu ne yapacağız? İşte bizim de onu anlamamız mümkün değildir. Nihayet bir toprak parçasıdır. Bugün burası olur, yarın başkası... Siz ise hem sürekli yeni yerler fethetmek iptilasıyla yanıp kavrulur hem de geldiğiniz topraklara daima özlem duyar durursunuz. Pek yaman çelişkidir bu...
Sayfa 157·Kitabı okudu
Reklam