Biz zannediyoruz ki insan ölünce çürümeye başlar. Doğru değil. İnsan doğduğu andan itibaren çürümeye başlıyor. İnsanı çürüten ölüm değil, hayattır. Başkasından değil, kendimden biliyorum.
O gün yüz yüze ilk tanışmamızdı. Sonraki günlerde, her karşılaştığımızda senelerdir tanışıyormuşuz gibi konuşmaya başladı Nurten. Bana özel birşey değildi, huyu böyleydi. Yeteri kadar sevilmemiş insanlar gibiydi; yeni yanıştıklarının çok sevmesi için özel bir gayret içine giriyordu. Yüzünden anladım, belli etmedim.
Bir eve benim diyebilmek için orada yaşamış olmak yetmiyormuş, onu anladım. İnsanın aradan uzun yıllar geçtikten sonra evini ilk gördüğünde içinde bir nehrin coşkuyla çağlaması gerekmez mi? Üzerinde duran karanlık bulutların bir anda dağılması gerekmez mi? Tam o an çok sevdiği bir şarkıyı duyar gibi olmaz mı? Bana öyle olmadı. Hiçbiri olmadı.
Yalnızlık duygusuna ömrü boyunca bir kez yakalanmış birinin bir daha kurtulmasının mümkün olmadığını biliyordu. İnsan yalnızlığa bir defa düşer, orada kalır.