Nuray Ötgünç

Nuray Ötgünç
@N_Otgunc
Eğer dinlemek istersen, kitaplar seninle konuşur...
13 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Bazı vedalar, söylenmemiş sözlerden değil, çok geç kalmış doğrulardan doğar. Kalbini bir avuç köz gibi tutarsın elinde, sunmak için karşındakinin ısınmasını beklersin. Ama o ısındığında, senin ellerin çoktan küle dönmüştür. En acısı da budur ya. Hislerin gerçektir, niyetin temizdir ama saatin geri kalmıştır. Ve sen baharı müjdelerken, onun takviminde yaprak dökümü başlamıştır bir kere. Sonrasında da ne senin sevgin o kışı bitirmeye yeter, ne de onun açan çiçekleri senin yorgunluğunu dindirir. Doğru cümleyi yanlış kapının eşiğinde bırakmıştık bir kere. Şimdi ne o cümle eski tadında, ne de o kapı aralık artık yüze. Ve maalesef bir kalp, vaktini şaşırmış bir sevdanın yüküyle ancak bu kadar yorulabilirdi. Nuray Ötgünç
Her kırılan şey kayıp değildir. Bazı şeyler seni eski halinden kurtarmak için dağılır. Geceniz muhteşem geçsin. Nuray Ötgünç
İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok.
Bazen hayat, en güzel notayı en yanlış enstrümana teslim eder. Tüm gücünle en samimi şarkını söylersin lakin rüzgar ters yönden eser, sesin sana geri döner ve yankınla baş başa kalırsın. Tıpkı birinin ruhuna dokunmak için kendi canından vazgeçersin de, karşındaki çiçek açtığında, kendinin solduğunu görmeye mecalinin kalmadığı gibi. Nuray Ötgünç
Mesele hiçbir zaman kelimelerin eksikliği değildi aslında. Cümleler hep tamdı, duygular hep gerçek... Ama zaman, o devasa ve acımasız dişli, ruhun ritmine bir türlü ayak uyduramadı. Birimiz baharı beklerken öbürümüz kışın ayazında dondu. En doğru sözü, duymaya hazır olmayan kulaklara fısıldadık ya da biz söylemeye cesaret ettiğimizde, o kulaklar çoktan başka bir sessizliğe gömülmüştü. Şimdi geriye sadece "keşke"lerin gölgesi kalıyor. Bir dalda yarım kalan bir sevda, açtığına pişman olan bir çiçek ve yorgun bir yürek... Çünkü biliyoruz ki; sevgi ne kadar büyük olursa olsun, zamanın kalbi yoktur. O yüzden sormalı kendine insan. Yanlış zamanın içinde yitip giden mi daha çok acıtır, yoksa hiç söylenmemiş o doğru cümlenin ağırlığı mı? Nuray Ötgünç