Yürüdüğümüz yollar o kadar uzun değil ama çok meşakkatliymiş. Herkesin yolu farklıymış; herkesin ki kendine zormuş. Hesap soramaz oldum. O yolda nefes nefese kalanları görünce “neden?” diyemez oldum.
Bir gün kalktım, yolun yarısı ben etrafıma bakmayı unutmuşum. Koşmaya o kadar takmışım ki kafayı, nefes nefeseyim; koca bir hiçle beraber. Oysa bazen insan koşmayı bırakıp etrafına bakmalı. Hayat telaşını görmeli insanların; sonu mezar…
Gerçek; bir histen, bir duygudan ibaret oysa.
Belki o zaman bitirmek için koşmaz; yaşamak için, anlamak için yavaşça yürürüz. Acıyı, korkuyu, mutluluğu, pişmanlığı yaşayarak…
İnsan, en çok yaşı kadar yaşayamadığını fark edince üzülürmüş. Biz, yaşadığımız kadar yaşlıyız. Bırakalım hissederek, nefes alarak yaşayalım; telaşsız ve tekdüze…