Dil olarak sade ama düşünsel olarak derin bir kitap, küçük hacmine rağmen zihinde uzun süre kalıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Fromm’un “itaatsizlik” kavramını neredeyse bir erdem gibi yeniden tanımlaması oldu. Başta kulağa provokatif geliyor ama sayfalar ilerledikçe bu fikrin ne kadar temellendirildiğini görüyorsun.
Bitirdiğinde “ben ne kadar itaat ediyorum?” sorusu ister istemez insanın aklına yerleşiyor. Günlük hayatta sorgulamadan kabul ettiğimiz şeyleri düşünmeye başladım. Ama aynı zamanda kitap, pratikten çok teoride kalıyor gibi hissettirdi; yani “peki ne yapmalıyız?” sorusuna net cevaplar vermiyor.
İnsanın en temel ihtiyacı olan “ait olma” duygusunu sessiz ama çok sert bir şekilde anlatan kitap insanın yüreğine dokunuor. George ve Lennie’nin kurduğu hayal, aslında dünyadan kaçış değil; dünyaya rağmen tutunma çabasıdır. Kitabın en acı yanı, hayallerin ne kadar saf olursa olsun gerçekliğin ağırlığı altında ezilebilmesidir. Lennie’nin masumiyetiyle George’un çaresiz sevgisi arasında sıkışan hikaye, insana “birine sahip çıkmak bazen en ağır yük olabilir” duygusunu bırakıyor.
Sefiller kitabının üzerine ne kadar derine inersek, Hugo'nun yalnızca bir roman değil, neredeyse ahlaki bir evren kurduğunu o kadar net görüyoruz.
Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, “suç” kavramını ters yüz etmesidir. Jean Valjean’ın işlediği suç, aslında toplumsal bir suçun sonucudur: açlık. Hugo burada bireyi değil, sistemi yargılar. Valjean’ın mahkûmiyeti, adaletin körlüğünü değil, toplumun vicdansızlığını temsil eder. Bu noktada roman, hukuki adalet ile ahlaki adalet arasındaki uçurumu gözler önüne serer.
Okuyucunun zihniye şu soruyu yöneltir:
İnsan nedir, işlediği suçların toplamı mı, yoksa değişme potansiyeli mi?
Hugo’nun cevabı nettir ama basit değildir. İnsan, her ikisidir. Ve belki de gerçek trajedi, toplumun bu ikinci ihtimali çoğu zaman görmezden gelmesidir.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,2bin okunma
İnsan olmanın ne kadar kırılgan ama bir o kadar da dirençli olduğunu anlatan, yürek yakan bir roman. Bu kitap, unutulmaması gereken bir acının sessiz ama güçlü çığlığı..
İncir Kuşları Sinan Akyüz · Alfa Yayınları · 201733,3bin okunma
Shantaram öyle bir roman ki, bir yandan Bombay’ın kaotik sokaklarına, suçla, dostlukla ve vicdanla yoğrulmuş bir hayata sürüklüyor; diğer yandan insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesine yol açıyor. Gregory David Roberts, bir suçlunun hikâyesini anlatırken aslında bize ‘yeniden doğma’ ihtimalini, insan ruhunun kırılgan ama aynı zamanda dirençli yapısını gösteriyor.
Ama şunu da söylemek gerek: Kitap sadece ruhu değil, bileği de güçlü olanlar için! Çünkü Shantaram’ı okumak, uzun sayfalarıyla adeta tuğla taşıyor gibi hissettirebiliyor.
Yine de bitirdiğinde, sadece bir roman değil, sanki koca bir hayat yaşamış gibi oluyorsun.
ShantaramGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 20242,079 okunma