~Berna~

"Tekinsizlik"
"Tekinsizlik vakalarının analizi bizi eski dünya görüşü animizme geri götürmüştür. O görüşün tipik özellikleri, dünyanın insan ruhlarıyla dolu olması, kişinin kendi ruhsal olaylarına narsistik bir biçimde fazla değer biçmesi, düşüncelerin her şeye kadirliği ile bunun üzerine inşa edilmiş büyü tekniği, özenle derecelendirilmiş sihirli güçlerin yabancı insanlara ve şeylere atfedilmesi ( ya da Mana) ve o evrim aşamasındaki sınırsız narsisizmin kendini gerçekliğin apaçık çektiği sete karşı savunmak için yarattığı her şeydir. Öyle görünüyor ki , hepimiz bireysel gelişimimizde ilkellerin bu animizmine uygun bir evreden geçtik; o evre hiçbirimizde hala dışa vurulabilen kalıntılar ve izler bırakmasızın geçmemiştir ve bugün bize "tekinsiz" görünen her şey, animist ruhsal etkinliğin bu kalıntılarına dokunma ve onları dışavuruma teşvik etme koşulunu yerine getiriyor."
Sayfa 49 - Cem
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Melankoli
"Bu sürecin oluşum şeklini saptamak zor değil. Bir nesne seçimi olmuş, libido belli bir kişiye bağlanmıştır; sevilen kişinin neden olduğu"gerçek" bir incinmenin ya da düş kırıklığının etkisiyle bu nesne ilişkisinde bir sarsıntı ortaya çıkmıştır. Sonuç libidonun o nesneden çekilip yeni bir nesneye kaydırılması şeklindeki normal sonuç değil, gerçekleşmesi görünüşe göre birkaç koşul gerektiren başka bir sonuçtu. Nesne kateksisinin direncinin az olduğu anlaşılmış , vazgeçilmiş, fakat serbest kalan libido başka bir nesneye kaydırılmamış , egoya geri çekilmiştir; ama orada herhangi bir şekilde kullanılmamış, tersine egonun vazgeçilen nesneyle özdeşleşmesinin sağlanmasına yaramıştır. Böylece nesnenin gölgesi egonun üzerine düşmüş, o zaman özel bir otorite egoyu bir nesne gibi , vazgeçilen nesne gibi değerlendirebilmiştir. Böylelikle nesneyi kaybetmek egonun yitirilmesine , ego ile sevilen kişi arasındaki çatışma ise özdeşleşme sonucunda değişmiş olan ego ile ego eleştirisi arasındaki bir uyuşmazlığa dönmüştür."
Sayfa 15 - Cem yayınevi
Nesne seçimi
"Öyle ki sevdiğimizde önemli miktarda narsistik libido nesnenin üzerine taşar.Hatta çoğu sevgi seçimi türlerinde nesnenin kendi ego ülkümüzün bazı ulaşılamamış kesimlerinin yerine geçeni olarak hizmet ettiği çok açıktır. Onu kendi egomuzun ulaşmaya çabaladığı ve şimdi kendi narsisizmimizi doyurmak için bu dolambaçlı yoldan elde edeceğimiz mükemmellikler yüzünden severiz."
Sayfa 99 - Yason yayınları
"Başlangıçta sadece eylem vardı."
Nevrotiklerde yapısı hiç kuşkuya yer bırakmayan psişik realitenin başlangıcından itibaren asıl gerçeklikle çatıştığını ve ilkel insanların istedikleri şeyleri gerçekten yaptıklarını varsayarsak ilkel insan ve nevrotikler arasındaki benzerlik daha köklü bir şekilde ortaya konmuş olur . Öte yandan nevrotiklerle kurulan benzerliğin ilkel insanlara ilişkin değerlendirmemizi etkilemesine izin vermemeliyiz. Farklılıklar da hesaba katılmalı. İlkelllerle nevrotikler arasında düşünce ve davranış bakımından bizim çizmiş olduğumuz gibi kesin bir çizgi tabii ki yoktur. Bununla birlikte nevrotik, isteklerini eyleme geçirme konusunda kendisini tamamen sınırlandırmıştır. Nevrotikte düşünce kesinlikle eylemin yerini tutar. İlkel insan bu bakımdan engellenmemiştir. Düşünce doğrudan eyleme dönüştürülür.Onun için eylem daha çok düşüncenin yerine geçirdiği bir şeydir ve bu nedenle verilecek kararın kesin doğruluğa sahip olduğunu ileri sürmemek koşuluyla şunu varsayabiliriz : " Başlangıçta sadece eylem vardı."
Sayfa 152 - Cem yayınevi
Totem ve Tabu
"Eğer insanın dünya görüşünün evrimini daha önce bahsetmiş olduğumuz gibi animistik dönemin yerini dinsel, onun yerini de bilimsel aşamanın aldığı şeklinde anlatan teoriyi kabul edecek olursak, düşüncenin mutlak gücünün geçirdiği aşamaları ilgili dönemler üzerinden izlemek zor olmayacaktır. Animistik aşamada insan düşüncenin mutlak gücünün kendisinden kaynaklandığına inanırken, dinsel dönemde kaynağın tanrı olduğunu söylese de gücü büsbütün elinden bırakmaz.Tanrıları farklı yollardan etkileyerek istediğini yaptırma gücünü saklı tutar. Bilimsel aşamada ise düşüncenin mutlak gücüne yer yoktur . İnsan ne kadar küçük olduğunun farkına varmış diğer tüm doğal zorunluluklar gibi ölümün gerekliliğine de boyun eğmiştir. Yine de gerçeğin yasalarıyla başa çıkan insan, zekasının gücüne duyduğu güven dolayısıyla, düşüncenin mutlak gücüne yönelik ilkel inancının bir kısmını hala muhafaza etmektedir."
Sayfa 86 - Cem yayınevi