~Berna~

Sırası gelmişken bir şeyi daha belirteyim: Psikonevrozların ortaya çıkışında cinsel etkenlere özellikle ağırlık verdiğimin geniş çevrelerin gözünden kaçmadığını biliyorum. Ancak bildiğim bir şey daha varsa , bu konuda birtakım sınırlamaların varlığını söylememi ve daha yakından belirlemelerin gerekliliğini savunmamı geniş topluluğun pek umursamadığıdır, çünkü bu gibi şeyler için kamuoyunun belleğinde fazla yer yoktur; kamuoyu, bir savı ileri sürdüğünüz zaman , bunun ancak çekirdek bölümünü zihninde tutar, kolaylıkla hatırında kalacak bir aşırı uç hazırlar kendine. Öte yandan , hekimler de , benim nevrozları götürüp en son neden olarak, cinsel yoksunluklara dayandırdığım gibi bir izlenime kapılabilir ve bunu ortaya koyduğum nevrozlar öğretisinin özü diye görebilirler.Bugünkü toplumun yaşam koşullarında yeterince sık karşılaşılan bir durumdur cinsel yoksunluk. Eğer ben nevrozları götürüp en sonunda cinsel yoksunluklara dayandırsaydım , hastaların sağaltımında psikoterapi den geçecek zahmetli yolu boşuna izlemez, onun yerine cinsel etkinliği şifa sağlayıcı tek çare diye hastalara salık verir, dolaysız yoldan hastaları iyileştirmeye çalışırdım .
Sayfa 31 - Cem yayınevi
Reklam
İnsan türünün kaderiyle ilişkili şu soruyu sormanın zamanı: Uygarlığın gelişimi, birlikte yaşamanın getirdiği saldırganlık ve kendini yok etme içgüdüsünün sebep olduğu huzursuzluğun üstesinden tamamen ya da en azından kısmen gelebilecek mı? Bu noktada, bugünkü çağ belki özel bir dikkat istiyor. Bugünkü insanlar doğa kuvvetlerini kontrol etmede o kadar ileri gittiler ki karşılıklı olarak birbirlerini tamamen yok etmeleri de kolaylaştı.Bunu gayet iyi biliyorlar ve şu anki huzursuzluklarının , moral bozukluklarının, kaygılarının büyük kısmı buna dayanıyor. Ve şimdi "Tanrısal güçlerin" ikincisinin, yani edebi Eros ' un kendisi gibi ölümsüz olan rakibinin yanında yer alabilmek için bütün gücünü kullanması beklenebilir.
Sayfa 91 - Cem yayınevi
Saldırganlık bir içe yansıma, içselleştirme ama aynı zamanda doğrusunu söylemek gerekirse geldiği yere geri gönderilen , başka bir deyişle asıl yola çıktığı ego'ya geri dönüş yapan bir şey.Burada ego'nun bir kısmı olan süper ego tarafından tekrar ele alınır.Böylece 'ahlaki vicdan' sıfatıyla ego'ya karşı, ego'nun yabancı bireylere karşı tatmin etmekten hoşlanacağı türdeki saldırganlığın aynısını gösterir. Otoriter süper ego ve onun emrindeki ego arasında doğan ve cezalandırma ihtiyacı biçiminde kendini gösteren gerilimi suçluluk duygusu diye adlandırıyoruz. Uygarlık bireyin tehlike arz eden saldırganlığı zayıflatıp etkisiz hale getirerek, istila edilen şehirlerde güvenliği sağlamakla görevli garnizon gibi bir kurum tesis ederek onu kontrol altına alıp üstesinden geliyor.
Sayfa 68 - Cem yayınevi
Uygarlık
"Yaşamın amacı nedir?" sorusu binlerce kez sorulmasına karşın buna tatmin edici bir yanıt bugüne kadar bulunamadı. Belki yanıtı yoktur. Bu soruyu soran düşünürlerin birçoğu, eğer yaşamın bir amacı olmadığı ortaya çıkarsa gözümüzde de değerinin kaybolacağını ileri sürdüler. Gerçi bunların hiçbirinin önemi yok çünkü bu soruyu duymazlıktan gelme alışkanlığımız var; çünkü insanoğlu, kibrinden dolayı kendisini en üstün ırk olarak görüyor. Hayvanlara gelince, onların yaşam hakları konusunda fazla söz etmiyoruz, insanlara hizmet etmek için var olduklarını kabul ediyoruz. Gerçi bu bakış açısı çok da gerçekçi sayılmaz çünkü insanın betimlemek, incelemek ve sınıflandırmak dışında ne yapacağını bilmediği hayvanlar, hiç karşılaşmadığı soyu tükenmiş olan hayvan türleri var. Demek ki yaşamın amacı sorusunu yanıtlamak yine dine düşüyor. Yaşama bir amaç yüklemenin ancak dini bir sistemin işleyişine bağlı olduğu sonucuna varmak yanlış olmasa gerek.
Sayfa 17 - Cem yayınevi
Rüya
Psikanaliz, Platon' un "İyiler, kötülerin gerçekte yaptıklarını sadece rüyalarında görmekle yetinen kişilerdir" vecizesini doğrulamaktan başka bir şey yapıyor mu?
Sayfa 75 - Cem yayınevi
Reklam