İçinde bir benle, benden öte benden ziyade mütevazı bir gönülle kitaplara muhtaç...
Okumak, farklı hikayeleri tek ömür de birleştirmek ve sevebilmek demek...
Ben Mecnun, efendim Hilleli Mehmet Fuzulî’nin dizelerinde yaşayan köle…
Çilek idim kazanlara attılar, kağıt diye pazarlarda sattılar. Hücrelerim iki tomarı doldurmuştu. Bağdat Çarşısı’nda iki koyuna takas edildim ve kendimi Hilleli lirik şairin kulu bildim. Onun evinde aşkı tanıdım, sonra acıya alıştım, aşk mektebinde yıllar yılı Leyla’yı çalıştım. Yazıldım, kitap oldum; dile geldim söyledim hitap oldum.
Ben Kays!.. o muhteşem köle!.. ve sultanım Leyla!..
Kalpte kimi zaman can sıkıntısı, gönül daralması yaşanır. Kalbimiz daraldığında düğümlerini açacak ve onu genişletecek olan çözümleri elbette ibadette, zikirde, duada, şükürde ve tefekkürde aramalıyız. Kimileri bu kasveti gidermek için çözümü mideyi, gözü, kulağı doldurmakta, nefsani hazlarda ve bedeni uyuşturma tekniklerinde arasa da bu çürük yöntemlerle umduğunu bulmuş birini göstermek imkânsızdır. Kalbin kasveti, ancak manevi ilaçlarla bertaraf edilebilir.
Dinî hükümlerin büyük bir kısmı, insanların yaşadığı problemler, tıkanıklıkların ve çözümsüzlüklerden dolayı indirilmiştir.
Din terminolojisinde "nüzul sebebi" şeklinde ifade edilen ayetlerin
iniş sebepleri incelendiğinde dinin emir ve yasaklarının, insanın ihtiyaç ve problemleriyle yakından ilişkili olduğu rahatlıkla anlaşılabilir.