“Bazı kalplerdeki kırışıklıklar birkaç ütü dokunuşuyla düzelirken bazı kalplerdeki lekelere hiç dokunmamak daha iyidir. Bazı kalplerde o kadar çok delik var ki yıkamadan önce güzelce yamamak gerekir, bazı kalpleriyse ne kadar yıkarsanız yıkayın kirlerden arındıramazsınız.”
İronik bir şekilde 8 Mart’a denk gelen bir okuma. Kadınların özgür, mutlu ve bağımsız olması gerektiğini savunan ama ellerine fırsat geçince acımadan kullanan zihniyetlerle dolu her yüzyıl. Erkeklerin olmadığı bir dünya ütopyasını düşünmek istiyor insan. Belki ancak o zaman kadın hakettiği gibi özgür, mutlu ve bağımsız olabilir başka türlüsü olunca hep bir yerlerde ezilen, aşağılanan ve hor görülen kadınlar mutlaka vardır. Ve bunun daha çok müslüman ülkelerde olması beni derinden yaralıyor oysa en çok islam kadını el üstünde tutar..
Selime teyze ve Meltem’in hikâyesi..
Hayatın sınavları herkes için apayrıdır ama herkes için vardır. Kimine daha küçücükken başlar kimine ise en kaldıramayacağı yaşlılık zamanında ama hep vardır. Okurken hayatla ilgili derin sorgulamalara götüren, kendini neyin beklediğini düşündüren bir kitap..