Nazan, Mazhar, Haldun ve daha niceleri… Yalan, iftira, haksızlık ve sonunda iyilerin kaybetmesi… Sürükleyici ve akıcı anlatımıyla güzel bir kitap ama okurken sinir krizi geçirmemek elde değil. Mazhar’ın yaptığı haksızlıklar, Nazan’ın yaşamak zorunda kaldığı (bırakıldığı) kötü hayatı ve daha bir sürü şey. Kadın olmak şu an ne kadar zorsa geçmişte kat be kat daha zormuş. Kimi hakettiğini yaşadı kimi ise haketmediğini, tıpkı hayat gibi..
“Babam öldü. Ne yapacağımı bilmiyorum.”
Kitabın özeti niteliğinde bir cümle. Çok sevdiğin birini ölüme gönderirken en büyük tanığı olmak, bu hayatın en çaresiz anıdır. Ve kimileri de bu sevgiyi bilmedikleri için okurken sessiz kalırlar.
Bunların hepsi tesadüf mü yoksa bağlantılı rastlantılar mı bilmiyorum. Sanırım artık içimde vedalaşıp affetmeliyim, yaşattıkları ya da yaşatmadıkları için..
Herkes yanlış anlıyor şu kutsal kelamı Nasıl kullanacaklar bilmiyorlar bilgeliği ve aklı
Zevklerden men eder ve şarabı bıraktırırsın
Sen bilirsin Mustafa. Ben sevmem yasakları