Bilinçdışındaki kadın imgesi, arkaik ve çocuksu baskınlıkları harekete geçiren enerji yükünü üstüne almıştır. Tüm bilinçdışı içerik, ayrışmış libido ile etkinleştiğinde dış nesnelere yansıtılacağından, gerçek kadının
değerinin düşmesi kötücül tutumlarla ödünlenir. O artık bir sevgi nesnesi olarak değil zalim ya da cadı olarak belirir. Geç Ortaçağın silinmeyen lekesi cadı avı, Meryem
Anaya olan derin saygının artmasının bir sonucuydu.
Kendimin de çokun içindeki biri olduğumu, ve çoğu etkileyen pek çok şeyin beni de etkilediğini hissederim, bilirim. Biz, gücümüz
dahilinde bağımsızız, istisnayız ve kendi kaderimizin efendisiyiz. Zayıflığımız dahilinde bağımlıyız ve kısıtlıyız, bu zayıflığımızla kaderin araçları oluruz, çünkü burada önemli
olan bireyin iradesi değil türlerin iradesidir.
Hiçbir erkek, dişillikten yoksun tümüyle eril değildir. Hatta oldukça eril erkeklerin genelde yanlış biçimde “feminen” olarak tanımlanan — dikkatle muhafaza edilen ve gizli — oldukça yumuşak bir duygusal yaşamı olduğu da bir gerçektir. Tıpkı bir kadının “erkeksi”liği en azından yakın zamana kadar yakışıksız görmesi gibi bir erkek de kadınsı davranışları
mümkün olduğunca bastırmayı erdem sayar.