İnsan yaradılış itibariyle sosyal bir varlık gibi görünse de, insanın özünü ortaya çıkaran şey bir başınalıktır.
Yalnızlıktır.
“Sevginizi dostlarınızdan esirgemeyin... Dostun acı çektiği yerde sonuna kadar mücadele edin...”
Mükemmellik ortaya çıktığı an suiistimal edilmeye başlanır. Herkes mükemmel olana göz koyar ve böylece onu sıradanlaştırır. Bir kere nadir olma özelliğini kaybeden şey aşağılanmaya mahkum olur. Üzücü olansa o
şeyin mahvolmasına izin verenin yine kendi mükemmel doğası olmasıdır. Evrensel takdir evrensel kızgınlığa dönüşür.
Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Mükemmelliği yakalamak imkansız. Ancak insan olma yolunda mertebelerden geçip ilerlemeye çalışıyoruz. Gecenin kör vakti elinde fenerle “İnsan arıyorum” diyen Diyojen misali bizler de insanlığımızı arıyoruz.
Nedense bazı insanlar kusur peşinde koşmayı
sever. Aslında dertleri başkalarının kusurlarının altına kendilerininkini gizlemektir. Kusurları başka kusurlarla yıkamaktır, istekleri ya da en azından kusurlar konusunda yalnız olmadıklarını hissetmektir ama açıkça bellidir ki bu bir gariban tesellisidir.