Zihnimizin yegane emeli, bizi hayatta tutmak.
Zihnimiz, bunun için tasarlanmış.
Bizi hayatta tutmak için tasarlanmış mekanizmalardan en
eski ve en çabuk uyarılanı tehdit ve savunma mekanizmamız.
Hissettiğimiz duygunun adını koyup onu bedenimizde en güçlü nerede hissettiğimize yönelerek fiziksel duyularımızdan yardım alarak duygularımıza oldukları halleriyle yer açabiliriz; çünkü bedenimiz şimdiye çakılı ve yavaş olsa da, tasvir edilmesi mümkün somut tepkiler ve yanıtlar verir. Bu nedenle duygularımızı kabul etme sürecinde bedensel duyumlarla çalışmak kolay ve aydınlatıcıdır.
Davranışların tek bir nedeni olmaz. Oldukça kalabalıktır arkaları. Davranışların üzerinde aynı anda geçmişte öğrendiklerimizin, o an içinde bulunduğumuz koşulların ve elbette hissettiklerimizin, zihnimizden geçen düşüncelerin ve daha nicelerinin etkisi vardır.
Sıradan bir eylemi bilinçli farkındalıkla yapmak, sanki ilk defa yapıyormuş gibi yapmak demektir.
Mesela çay içerken, dokunma duyumuzdan yardım alarak bardağın sıcaklığını, görme duyumuzdan yardım alarak çayın aşağıdan yukarı berraklaşan rengini, koklama duyumuzdan yardım alarak çayın kokusunu, işitme duyumuzdan yardım alarak bardağın içindeki kaşığın her hareketle çıkar dığı sesi ve tatma duyumuzdan yardım alarak da tadını fark etmek demektir.