Bir gezgin patikada yürürken bir taşocağında çalışan üç taş
işçisi görmüş. Her biri bir taş bloğu kesmekle meşgulmüş. Ne üzerinde çalıştıklarını merak eden gezgin, ilk taşçıya ne yaptığını sormuş. '' Görmüyor musun?'' demiş işçi, ''Taş kesiyorum!'' Yeterince bilgi alamadığını düşünen gezgin, ikinci işçiye gidip ne yaptığını sormuş. ''Bu taş bloğunu kare biçiminde, kenarları eşit uzunlukta olacak şekilde kesiyorum ki duvarları kesiyorum ki duvardaki yerine tam olarak otursun,'' demiş adam. Gezgin, taş işçilerinin ne üzerinde çalıştığına dair biraz daha fikir sahibi olsa da hala net bir bilgi alamadığını düşündüğünden diğerlerinden çok daha mutlu bir şekilde çalışan üçüncü işçiye yönelip aynı soruyu sormuş ve şu yanıtı almış: ''Bir katedral inşa ediyorum!''
Kendinize ''lazım'' diliyle konuştuğunuzda, istediğimiz bir şeyi söylüyor olsak bile beynimize olumsuz mesaj verir, olumsuz bir programlama yaparız. ''Spora gitmem lazım,''Ekibi motive etmem lazım'' sözleri bizi harekete geçirmekten çok uzaktır. Tatile giderken de ''Tatile gidiyorum,'' ''Tatile çıkmak istiyorum,'' ya da ''Bir tatile ihtiyacım var,'' deriz. ''Tatile gitmem lazım,'' demeyiz.
Kendi duygularının farkında olmayan ve onları tanımlayamayan birinin, karşısındaki kişinin duygu durumunu görebilmesi, farklı duyguları tanımlayabilmesi ve saygı duyabilmesi çok zor. Duygular, her şeyden önce derin bir bilgi taşır. İçinde bulunduğu stresi fark etmeyen lider, karşısındakinin korktuğunu ya da endişelendiğini göremez, görse bile anlam veremez. Sürekli zihnini dinleyerek hareket ettiği için olan bitene değil, olması gerekene odaklıdır. Bu da önemli detayları kaçırmasına yol açar.