Üstelik geçmiş, doğası gereği değiştirilebilir olmasına karşın, hiçbir zaman değiştirilmemişti. Şimdi gerçek olan, sonsuza dek gerçekti. Çok basitti. Tek gereken, kendi belleğinize karşı sonu gelmeyen zaferler kazanmanızda "Gerçeklik denetimi" diyorlardı buna: Yenisöylem'de ise "çiftdüşün".
Düşünmek için, kalpsiz mi olmak gerekir sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen insana el uzatın, mahvolan bir insanla alay etmeyin, onun haline ağlayın. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.
Bir gezgin patikada yürürken bir taşocağında çalışan üç taş
işçisi görmüş. Her biri bir taş bloğu kesmekle meşgulmüş. Ne üzerinde çalıştıklarını merak eden gezgin, ilk taşçıya ne yaptığını sormuş. '' Görmüyor musun?'' demiş işçi, ''Taş kesiyorum!'' Yeterince bilgi alamadığını düşünen gezgin, ikinci işçiye gidip ne yaptığını sormuş. ''Bu taş bloğunu kare biçiminde, kenarları eşit uzunlukta olacak şekilde kesiyorum ki duvarları kesiyorum ki duvardaki yerine tam olarak otursun,'' demiş adam. Gezgin, taş işçilerinin ne üzerinde çalıştığına dair biraz daha fikir sahibi olsa da hala net bir bilgi alamadığını düşündüğünden diğerlerinden çok daha mutlu bir şekilde çalışan üçüncü işçiye yönelip aynı soruyu sormuş ve şu yanıtı almış: ''Bir katedral inşa ediyorum!''