"Her yeni nesil şu soruyu sorar."Hayatın anlamı ne?" . Oysa şunu öğrenmek istemek daha verimli olacaktır. "İnsanlık neden yaşamın bir anlam olmasına ihtiyaç duyar?".Aslına bakılırsa, hepimiz metafizik ve ya dini bir yenilginin tohumlarını içimizde taşıyoruz. Dürüst bir şekilde bu soruyu soran ve bir inanca ya da gerçek olmasını arzuladığı bir düşe sığınmayan biri asla cevap alamayacaktır."
Peter Wessel Zapffe
"Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden ?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu ?
Pervane olan kendini gizler mi alevden ?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu..."
Ruh Adam
"Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından."
Nazım Hikmet Ran
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, -demeğe de dilim varmıyor ama - kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
Nazım Hikmet Ran