Kitapları yol arkadaşı olarak gören,
kahvenin yanından kitabı eksik etmeyen,
İngiliz Edebiyatı sever,
Jane Austen ilgi alanı olan,
Tarihe olan tutkusu sönmeyen sıradan bir okurum :)
19.YY. İngiltere’sinin geniş etekleri altına sığınmak değildi beni büyüleyen,romanla hayatın o bitmek bilmez yarışıydı.
Roman güçlü kuvvetli bir erkek olan Rocherster’la ilerlemeye çalışırken, hayat zeki,çalışkan,erdemli fakat silik ve hiç de güzelliği dillere destan olmayan bir kadınla,Jane Eyre ile çıkardı romanın yoluna. Roman nişanlar yaparken,hayat birden ortaya çıkan akıl hastaları ile bu törenleri bozar.
Roman son bir hamle ile ‘mutlu son’ diye tuttururken, hayat yarı sakat bir Rochester’la yine romanın karşısına dikilir ve ‘bakışmaları yeter’ diyerek “şah” ederdi.
Her gün uyandığımda yaşadığımı,sadece yaşadığımı,varlığımdan başka hiçbir şeyi hissetmediğim o ne mutlu ne de mutsuz anın hemen arkasından başlardı hayat.