Martin başını salladı, ama hiçbir açıklamada bulunmadı. Nasıl açıklayabilirdi. Aile bireyleri ile arasındaki korkunç zihni uçurum Martin’i dehşete düşürmüştü. Bu uçurumu aşıp da onlara durumunu anlatmasına imkân yoktu. Ne kendi dilinde, ne de herhangi bir dilde, onlara davranışlarını anlatabilmesini sağlayacak sözcükler yoktu
Bunu acı ve boğulma takip etti. Sersemlemiş bilincinden, bu acı ölüm değil, diye bir düşünce geçti. Ölüm acıtmazdı, acıyan hayattı; bu korkunç boğulma duygusu hayatın verdiği, hayata dair bir acıydı, hayatın ona indirebileceği son darbeydi.
Bir zamanlar öylesine saftım ki; yüksek mevkilerde oturan, iyi evlerde yaşayan, öğrenim görmüş ve bankalarda hesapları olan insanları saygı değer kimseler sanırdım.