Henüz 10 yaşındayken 1939-1940 - yılı Işık Lisesi yıllığına, Atatürk’ün birinci ölüm yıl dönümü nedeniyle şunları yazmıştı:
Atam’a
Doğan güneş neden bu kadar gamlı? O da mı nurunu senden almıştı atam?… Yüksek ve nurlu ışıklarınla yalnız yurdu değil, kainatı da sen aydınlatıyordun.
Ey, altıokun büyük temsilcisi Atatürk.Sen ölmedin, evet, sen her Türk’ün kalbinde yatan arslansın.Sen ölmedin ve dünya durdukça yaşayacaksın.
Atam kalk da bize birkaç kelime söyle senin bir kelimen için bütün Türklük feda olur.
Bir sene sensiz yaşamak… Türklüğe ne büyük acı…
Bıraktığın eşsiz mirası canımız gibi koruyacağımıza kani ol.
Yurdumuzda on beş sene o mutlu ışıklarınla aydınlattın.
Ve şimdi bizi terk ettin. Biz bu ışığı söndürmemeye ant içtik. Buna emin ol. Ve ebedi uykunda rahat uyu.
Bize baba idin, her şey idin. Senin için ne feda etmek lazım gelse ederdik. Fakat bizi öksüz bırakmak niçin?
Göz korkunç bir şahit değil mi? Yahut korkunç ayna… Her şeyi, ifşa ediyorlar. Hele hislerimizi gizlemek isteyince bakışlarımız nasıl değişir? Kaskatı olurlar. Ve biz gizledik sanırız.