Bazı insanlar deniz gibidir…
Dışarıdan bakınca sakin görünürler. Dalgaları yavaşça kıyıya vurur, sesleri huzur verir. Herkes onların güçlü olduğunu sanar. Oysa kimse geceleri içlerinde kopan fırtınaları bilmez. Kimse, sustukları her an biraz daha boğulduklarını anlamaz.
Çünkü bazı insanlar derdini anlatmayı değil, içine gömmeyi öğrenmiştir. Küçücük yaşlarda “abartıyorsun” denildiği için ağlamalarını sessiz yaparlar artık. Kırıldıklarında belli etmez, gittikçe susarlar. Ve insan en çok da sessiz yorulur. Kimsenin fark etmediği savaşlarda tükenir.
Bir gün gelir, artık hiçbir şey eskisi gibi hissettirmez. Eskiden mutlu eden şeyler bile yorar insanı. Şarkılar ağır gelir, geceler uzun sürer, kalabalıkların içinde bile kendini yapayalnız hissedersin. İşte o an anlarsın… İnsan bazen tek başına kalmaktan değil, kimse tarafından gerçekten anlaşılmamaktan yorulur.
Ve bazı kalpler vardır…
Sadece sevilmek ister. Çok büyük şeyler değil; içten bir cümle, samimi bir sarılış, “iyi misin?” diye gerçekten soran bir ses… Çünkü insanı hayatta tutan şey nefes almak değil, değer gördüğünü hissetmektir.
Ama hayat bazen en çok güzel kalpli insanları kırar. Hep başkalarını düşünenler unutulur, herkesi iyileştirmeye çalışanlar kendi yaralarıyla baş başa kalır. Sonra bir gece sessizce ağlarlar. Kimse duymasın diye yastığa gömülür gözyaşları. Çünkü onlar üzgün olduklarını bile kimseye yük olmak istemeden yaşarlar.
Belki de bu yüzden bazı insanlar gözlerinin içi gülerken bile yorgun görünür. Çünkü kalbi çok kırılan insanın ruhu erken büyür. Ve bazı yaralar vardır… üzerinden yıllar geçse bile biri sesini biraz yükselttiğinde yeniden kanar...