Nazlı Süner

Nazlı Süner
@Naz_ende
Kırıldığınız yere dua sürün. Mus'ab hiçbir mükafat almadan gitti... linkedin.com/in/nazlı-süner
TELEFON AHLAKIMIZ
Telefon bizim günlük hayatımıza ait bir alet ise eğer, Müslüman olarak günlük hayatımız, gecelik hayatımız Allah’ın şeriatına göredir. Bizi en tabii ihtiyaçlardan olan tuvalette bile başsız, kontrolsüz bırakmayan dinimizin telefon gibi bir cihazı istediğimiz gibi kullanmamıza izin vermesi mümkün değildir. Evet, telefon mubah bir alettir. Mubah alettir demek, kullanmak farz değildir, vacip değildir, mekruh değildir, haram değildir; mubahtır. Ama yemek de mubahtır. Nasıl yiyebileceğimizi, hangi kaşığı hangi elle tutacağımızı, çatalı nasıl kullanacağımızı, ekmeği nasıl çiğneyeceğimizi Allah belirliyor, dini belirliyor. Kesinlikle kontrolsüz bir telefon olamaz. Bilhassa cep telefonunun yaygınlaşmasından sonra çoluk çocuğun da elinde, cebinde, çantasında, poşetinde telefonların bulunması nimet olarak bütün insanlığın istifadesine sunulmuş ama bir telefon görgüsüzlüğü, telefonu edep dışına taşırma uygulaması gitgide yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu nedenle bir telefon terbiyesinden, telefonu fıkha uygun kullanmaktan muhakkak söz etmeliyiz. Çocuklarımıza araba teslim ederken ehliyet aradığımız gibi on yaşında on beş yaşında delikanlılara telefon cihazını teslim ederken de telefon adabı bilip bilmediğini kontrol etmeliyiz ki, Şeriatı olan insanlara olduğumuz, Allah’ın dinine bağlı mü’minler olduğumuz belli olsun. Bir; telefon kesinlikle helal bir nesne olmalıdır. Hattından cihazına kadar helal olmayan bir telefon bizim telefonumuz olamaz. İki; telefon, kul hakkına tecavüz nedeni olmamalıdır. Sadece camilerde ve hastanelerde telefon cihazıyla konuşmak sakıncalıdır dense, bu yanlıştır. Uyuyan bir bebeğin yanında da telefon cihazına dikkat etmek gerekiyor. Telefon bizim kul hakkı ihlalimize neden olursa, o alet zararlı alettir. Bu nedenle telefon, kul hakkı birikimimizin sebebi
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KADIN TOPLANTILARI
Kadınlarla erkeklerin insan olma noktasında ve insan olmanın getireceği ihtiyaçları tatminde ayrılamayacaklarına, erkeğin veya kadının aynı insani nitelikleri taşıdığına inanıyoruz. Cinsiyet farkı, yeryüzünü paylaşmada farklılık getirmemektedir. Erkekler de kadınlar da ikinci insanla bir arada olma, hayatı mutluluk ve sıkıntılarıyla paylaşma hususunda bir ihtiyaç içindedirler. Tek başıma olma yada insanlardan tecrit edilmiş bir ortamda olmanın erkek için de kadın için de kabul edilebilirliği yoktur. İnsanlarla iç içe olmanın getirebileceği ilave sıkıntılara rağmen, yalnızlık tahammül edilemez bir sıkıntıdır. Konuyu sadece ihtiyarların huzurevlerine gönderilmeleri açısından ele almamız da doğru değildir. Yaşlı ve düşkün olmadıkları halde, ikinci insanlarla beraberlik imkanı bulamadıkları için evini huzurevine dönüştürmek zorunda kalmış insanlardan da söz edebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir Müslüman'ın, insanların arasına karışıp onların sıkıntısına katlanmasının, insanlardan uzak kalıp onların sıkıntısına katlanmamaktan daha hayırlı bir durum olduğunu söylemiştir.(Tirmizi,Sıfatülkıyameti,55/2507) Şüphesiz burada "insanların içine karışmak" ile "insanların içinde erimek" arasında beyaz ve siyah arasındaki kadar net bir ton farkı vardır. Müslüman'dan istenen, insanların içinde sıradan biri olarak kaybolup gitmek değildir. İnsanların arasına Müslüman kimliği ile katılıp kimliğini hissettirerek yaşaması, kadim ifadeyle "emribilmaruf ve nehyi anilmünker" aktivitesi içinde bulunması. Müslüman olarak yapması gereken şeydir ondan beklenen. Dağda kalıp yabanileşmekle şehirde kalıp eriyerek sıradan biri olmak, netice itibarıyla aynı şeye götürür. Belki de dağda yabani kalan, şehirde eriyip giden, başkalarının kültürüne mal olandan daha iyi durumda
Din
"Anne"
*Ailenin, çocuğun hayatında çok fazla var olması* çocuğun zamanla yok olmasına neden olabilmektedir. Aşırı korumacı tutumla onun ayrı bir birey olduğu gözden kaçırılarak bireyselleşmesine müsade edilmiyor. Bu tutumda; anne babanın aşırı koruması çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir. (H.Yavuzer, Ana-Baba ve Çocuk, Remzi Y. Ocak-2016, Syf.31) ‼️Bu tutum ise çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. İyilik yaptığınızı düşünürken onun hayatta etkin rol almasına, fikirlerini savunmasına engel teşkil ediyorsunuz. Kontrolü elden bırakmadan aşırı korumadan vazgeçmelisiniz 😉💦 ༗ ❀ ༗ ....🥀Başarisiz olduğunuzu düşünduğünüz çok zaman olacak,fakat hiç unutmayın ki: . ..Çocuğunuzun gözünde aklinda ve kalbinde siz her zaman 'süper anne' olacaksınIz. ༗ ❀ ༗
Din
SALİHA KADIN KİMDİR?
Saliha kadın, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin hadisi şeriflerinde kimliği profil olarak çizilen bir kadındır. Salih bir erkek yani erkeğin salih olması ibadetlerle, zühtle takva ile ölçülürken bazı hadisi şeriflerde kadının salihalığını, yani kadının saliha bir kadın olmasını sevgili peygamber aleyhisselam efendimizin kadının kadınlığı ile ilgili görevleri üzerine yüklediğini görüyoruz. Yani bir erkek Müslüman, mü’min bir erkek dünya hayatından ne kadar el etek çekerse, ibadetlere ne kadar özen gösterirse, zühtünü ne kadar yükseltirse, takvasını ne kadar artırırsa o kadar salih bir Müslüman oluyor. Salih; katıksız, kaliteli demek. Mesela tabiinden birisinden “salih bir insan” diye bahsedebiliyoruz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Müslüman kadından söz ederken, eşine karşı kadınlıkla bağlantılı görevlerini, yüksek oranda kaliteli bir şekilde kullanan kadına “saliha kadın” dediğini görüyoruz. Bir Müslüman hanım, babasının evinde bekar olarak yaşadığında veya dul olarak yaşadığında tesettürü, namazı, Kur’an okuması, dünya malını helal edinip helal harcaması gibi konularla salihlik seviyesini yükseltebilir. Evlendikten sonra bir erkeğin hanımı iken artık o, normal bir Müslüman kadın değildir. Müslüman bir erkeğin de Müslümanlığını, takvasını, dünya zühdünü, cihadını, gayretini, ibadetini yükseltebilecek veya düşürebilecek konumda duran iki kişiyi taşıyan biridir. Nasıl hamile bir kadın iki can taşıyor diye kendisine bakılıyorsa evli bir kadın da iffet konusunda eşinin dünyaya meyli veya ahirete meyli konusunda, eşinin ibadetleri konusunda çift can taşıyor; çift imanı artırıyor veya azaltıyor. Bunun için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin tariflerinde, eşinin kendisine baktığında mutluluk hissedeceği kadına saliha kadın
Din
EV KONUSU
Ev konusu, insanlık kadar kadim bir konudur. Neredeyse ekmek ve su kadar ihtiyaç hissettiğimiz bir konudur ev konusu. Bunu inkâr edemeyiz. Bütün insanlar için ‘bir ev’ derdinden söz edebildiğimize göre, bunda gizli bir anlam daha yüklüdür. Mü’min olarak biz, bu gizli anlama da dikkat etmeye mecburuz. O anlam da şudur: İnsanı bu denli etkileyen ve yokluğu bu denli ağır sorunlar oluşturan bir konu, kesinlikle Allah Teâlâ’nın imtihanıyla ilgili alanda kalmaktadır. Yani ev sadece ev değildir. Evin içinde başka evler de vardır. Bu boyutuyla ele almadan önce bir ayrıntı zihnimizde yer bulmalıdır. Şimdi bizim ‘evimiz’ diye tutturduğumuz şey nedir? Tapusu bizde olan ve kira ödemediğimiz bir beton yığınına mı ev diyoruz yoksa içine girip iffetimizi koruduğumuz, bizi sıcak ve soğuktan koruyan, cenneti kazanmamız için amellerimizi içine yığdığımız yapıya mı ev diyoruz? Eğer bizim ev dediğimiz şey, tapusu bizde olan, kimsenin olmayan beton yığını ise o zaman evsiz Müslümanlar gerçekten büyük bir yoksulluk içindedirler. Onların huzuru, ahengi hatta ibadeti bile yerli yerinde değildir. Korkarım evsizlik, eşsizlik gibi anlaşılır olacaktır. Elbette ev, bizim için betonuna, gürültüsüne rağmen hayat demekse, evsiz olmak bize ölümü hatırlatacaksa, evimiz olunca da ölümü bile kendimizden uzaklaştırmış olacaksak, o takdirde ne pahasına olursa olsun bir ev sahibi olmamız doğrudur. Herkes işini gücünü bırakıp ev sahibi olmalıdır. Hayır, evlerimiz bizim sıcaktan soğuktan korunduğumuz, ideallerimizi ihya etmeye çalıştığımız yuvalarımızı yansıtıyorsa o takdirde samanlıklarda doğup büyüyenler, altındaki ahırın sıcaklığı ile ısınmaya çalışarak yaşadıkları evlerde oturup gidenler acaba ölü mü idiler? Onların hayatını ne ile adlandıracağız? Mobilya da görmediler apartman da ama huzurlu
Din