Telefon bizim günlük hayatımıza ait bir alet ise eğer, Müslüman olarak günlük hayatımız, gecelik hayatımız Allah’ın şeriatına göredir. Bizi en tabii ihtiyaçlardan olan tuvalette bile başsız, kontrolsüz bırakmayan dinimizin telefon gibi bir cihazı istediğimiz gibi kullanmamıza izin vermesi mümkün değildir. Evet, telefon mubah bir alettir. Mubah alettir demek, kullanmak farz değildir, vacip değildir, mekruh değildir, haram değildir; mubahtır. Ama yemek de mubahtır. Nasıl yiyebileceğimizi, hangi kaşığı hangi elle tutacağımızı, çatalı nasıl kullanacağımızı, ekmeği nasıl çiğneyeceğimizi Allah belirliyor, dini belirliyor. Kesinlikle kontrolsüz bir telefon olamaz. Bilhassa cep telefonunun yaygınlaşmasından sonra çoluk çocuğun da elinde, cebinde, çantasında, poşetinde telefonların bulunması nimet olarak bütün insanlığın istifadesine sunulmuş ama bir telefon görgüsüzlüğü, telefonu edep dışına taşırma uygulaması gitgide yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu nedenle bir telefon terbiyesinden, telefonu fıkha uygun kullanmaktan muhakkak söz etmeliyiz. Çocuklarımıza araba teslim ederken ehliyet aradığımız gibi on yaşında on beş yaşında delikanlılara telefon cihazını teslim ederken de telefon adabı bilip bilmediğini kontrol etmeliyiz ki, Şeriatı olan insanlara olduğumuz, Allah’ın dinine bağlı mü’minler olduğumuz belli olsun.
Bir; telefon kesinlikle helal bir nesne olmalıdır. Hattından cihazına kadar helal olmayan bir telefon bizim telefonumuz olamaz.
İki; telefon, kul hakkına tecavüz nedeni olmamalıdır. Sadece camilerde ve hastanelerde telefon cihazıyla konuşmak sakıncalıdır dense, bu yanlıştır. Uyuyan bir bebeğin yanında da telefon cihazına dikkat etmek gerekiyor. Telefon bizim kul hakkı ihlalimize neden olursa, o alet zararlı alettir. Bu nedenle telefon, kul hakkı birikimimizin sebebi