Nazlı Süner

Nazlı Süner
@Naz_ende
Kırıldığınız yere dua sürün. Mus'ab hiçbir mükafat almadan gitti... linkedin.com/in/nazlı-süner
HELALİNİZ DEĞİLSE HELAKINIZ OLUR.
MEKTUPLAR Evlilikten Önceki Flörtü Soran Müslümana Mektup 26 Mart 2012 Selamunaleykum hocam. Allah razı olsun. Hocam günümüzde flört denilen illet oldukça yaygın ve artık bunu yapmayana yan gözle bakılır oluyor. Hepsini tenzih ederim ama başörtülülerin bile çoğu bunu yapıyor. Ve tabi bu insanı endişelendiriyor. Evlenme zamanında flört eden biri (ki bu kişi en azından erkeğin elini tutuyor, öpme vs hatta zina bile oluyor.) öpme, el tutma durumlarını yaşıyor. Hocam bu durumu nasıl karşılamalıyız? Böyle birine ne denmeli. Bir de hocam evlenmeden önceki tanışmalarda, görüşmelerde karşıdaki kişiye daha önce biriyle flört ettin mi tarzında soru sormak abes bir durum mu yoksa normal olması gereken bir şey mi? Selamünaleyküm. Siz buna afet de diyebilirsiniz. Erkeği ile kadını ile bir uçurumdan yuvarlanıyoruz. Allah’tan, gelecek kuşaklara yardım etmesini diliyorum. Bilhassa adı tesettür olan maskeyi kullananların, bunu yapması tam bir kıyamet alametidir, başka bir şey değildir. Hadisi şerifler tam bir mucize olarak karşımıza çıkmıştır. Hani şu meşhur ‘giyinmiş çıplaklar’ diyen hadisi şerif vardı ya, işte o mucizeden söz etmem gerekir. Anne babalar maalesef zinadan, büyük bir haram olarak ürktükleri hâlde, kızlarının ve oğullarının zinaya kayması için ne gerekiyorsa onu mübah görebilmektedirler. Çelişkiyi sözlüklere olsa olsa böyle bir iş için sokmuşlardır diyorum. Bir anne baba kendisi için ebediyen razı olmayacağı şeyi oğlu veya kızı için uygun görmek bir yana zorunlu bile görebilmektedir. Başta diploma olmak üzere, dünyevi tamahın ağırlığı altında doğurduklarını feda etmekte sakınca görmemektedirler. Başlarına bir felaket geldiğinde de zamanın kötülüğü, siyonizm ve benzeri kavramların arkasına sığınıp teselli yolunu tercih ediyorlar. Eyvah ki ne eyvah! Ne güzel bir laik
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hanne kadının adağı bugün nasıl yapılır? Allah nasip ederse çocuğumuz olacak, olursa bu zamanda onu nasıl Allah’a adayabiliriz? Hanne kadın, yapabileceğini yaptı. Mabedin dibine çocuğunu bıraktı. Adağı da oydu, o zamanda yapması gereken de oydu. Bizim zamanımızda yapılması gereken, caminin bahçesine çocuk bırakmak değildir. Bizim işimiz, camide namaz kılacak çocuk yetiştirmektir. ‘Camide namaz kılacak çocuk’ projesinin ise iki boyutu var. Birincisi namazı namaz olarak kılacak şuurda bir çocuk olması, ikincisi de namaz şuurlu çocuk yetiştirmenin bizim toplumumuzdaki zorluklarının aşılması boyutudur. Anne ve babaların sorumlulukları da burada devreye girmektedir. Çocuk yetiştirmeyi, -özellikle vurgulayarak kaydetmek istiyorum- çocuğu Kur’an hafızı yapmak, camiye derse göndermek olarak anlamak kesinlikle hatadır. Daha geniş bir daireden bakmalıyız bu meseleye. Hanne kadın düzeyinde bakıldığında önümüze çıkan tabloda bir de, çocuk yetiştirmek isteyen anne babaların kendilerinin de yetişmişlik şuuru taşımaları gerektiği önümüze çıkmaktadır. Çocuğun yetiştirilmesi projesinden kendi açıklarını kapatma gibi bir anlayışla sadece kendimizi oyalamış oluruz. Bizim sorumluluklarımızı çocuklarımıza yükleme hakkımız olmaz. Şöyle bir programla Hanne kadın olma yolunda ilerleyebiliriz: a- Her şeyden önce niyetlerimizi kontrol etmeliyiz. Ne istiyoruz Allah’tan? İhtiyarladığımızda bize bakacak, çevremizde iftihar vesilemiz olacak, işi gücü yerinde bir çocuk mu yoksa fiilen Allah’a adanmış bir çocuk mu? Kendi kendimize inanabiliriz ama meleklerin inanacağı samimi niyetler önemlidir. Eğer niyetimiz gerçekten Allah’a adamak ise, eylemlerimiz bu niyetimizi onaylamalıdır. Mesela Allah’a adanmış bir çocukta isim bile o adamayı yansıtmalıdır. Nitekim Hanne kadın, doğurduğuna, mabed hizmetçisi
Din
ÇOCUĞUN ON YAŞINDAN ON DÖRT YAŞINA KADAR OLAN MERHALESİ • Doğumundan itibaren nebevî bir metotla terbiye edilen çocuğun bu merhalesinde en önemli haklarından bir tanesi ilim talep etme hakkıdır. Bu merhalede çocuğa verilmesi gereken en önemli şey de kuşkusuz ilimdir. Zira bu merhalede çocuk her türlü ilmi kabul etmesi bakımından en verimli dönemindedir.Zihni boştur. Hiçbir dünyevî meşgalesi yoktur. Dünyaya karşı sorumluluklar oldukça sınırlıdır. Bununla beraber ilim tahsilinde en verimli dönem genclik dönemidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu dönemde babanın üzerine çocuğuna gerekli Islamî ilimleri öğrenmesi için imkanlar tanıması vaciptir.
Din
Evimizdeki Sevgiyi Tüketmeyelim Eşler birbirlerini sevmeli, o sevgi karşılaşacakları sıkıntılara karşı onların enerjisi olmalıdır. İlk günkü sevgiyi artırarak sürdürecek tedbirler almalıyız. Kadınlar, bedenlerine bakarak dillerini kontrol ederek veya ne yapmaları gerekiyorsa onu yaparak erkeğin sevgi ve ilgisinin azalmasına engel olmalıdırlar. Aynı şekilde erkekler de sevmek kadar sevilmekte istemelidirler. Güzel görmek istediği kadınına karşı güzel olmasını bilmelidir erkek. Adam yerine konmak isteyen bir erkek, eşini kadın yerine koymayı bilmelidir ki hak ettiği bir şeyi talep etmiş olsun. Bebeklik döneminde delice sevilen evlatlara karşı gitgide azalan ya da resmileşen sevginin nedenini her aile kendi çapında ele almalıdır. Evlerimizin elektriksiz kalabileceği ama sevgisiz kalamayacağı şuuru, sıkıntılar anında yıkılmadan ayakta kalmada bize yardımcı olacaktır. Eşlerin birbirlerine, çocukların anne-babalarına, anne-babaların çocuklara duydukları sevgiyi mum gibi eritmek yerine onu güneş gibi erimeyen, bilakis kalpleri aydınlatan düzeye çıkarmak görevimizdir. Bu sevginin cinsel şehvetten kaynaklanmasinda da kesinlikle bir sakınca yoktur. Eşlerin birbirlerini manevi duyguların dışında bir duygu ile sevmeleri din dışı bir çizginin varlığını işaret etmez. Şehvetlerimiz bizi sevmeye itebilir ama biz sevgimizden cennet projeleri üretebiliriz. Bir günlük sembolik sevgiler değildir bizim beklentimiz. O çapta bir sevgi de istemiyoruz kör etmiş bir sevgi de. Mutedil olmak, bütün hayatımızda gerekli olduğu gibi severken de gereklidir.
Din
Neden, İslam gündeme geldiğinde ilk tartışılan konulardan biri ‘kadın’ olmaktadır? Kadın, hayatın yarısıdır. İnsan, kadın ve erkekten oluşmaktadır. Kadınsız bir hayat düşünülemeyeceği gibi, onsuz bir din de düşünülemez. Aynı şekilde kadınsız bir imtihan da düşünülemez. Rabbimiz, bizi imtihan etmeyi murat etiğinde, bünyemize o imtihanın araçlarına da koydu. İçimizdeki cinsel şehvet arzusu bu araçlardan biridir. Cinselliği nedeniyle erkeğe karşı kadın, kadına karşı kadın, ilk insanlardan beri sorundur. Allah’ın insanı, terbiye eden kuralları arasında da kadınla belirginleşen şehveti dizginleme kuralları göze çarpan en önemli kurallar arasındadır. İslam bir eğitim dinidir. İnsanı başıboşluktan, ilahi terbiyeye almakta ve cennete girmeye müsait hale getirmektedir. Ana ekseni şer etrafında dönen anlayışların, İslam’la mücadele ederken önlerine çıkan ilk engel, fıtratı bozulmamış, hilkatine uygun yaşayan Müslüman kadınlardır. Elbette, Müslüman kadına karşı yoğun bir tepki gösterecek ve onu asli kimliğinden koparmaya çalışacaklardır. Çünkü Müslüman kadın bozulduktan sonra, onların cephelerde savaşmasına gerek kalmadan kazanacakları bir savaş söz konusu olacaktır. Kadın üzerinden savaşırken, öne sürebilecekleri şey, Müslüman kadını farklı yapan şeylerdir. Şimdi Müslüman kadınların bile onların söylediğine inanıyor olması, savaş esnasında iman zafiyetinin tezahürü ile ortaya çıkan açıklarımızdır. Allah’a sığınıp yolumuza devam etmek durumundayız. Onların icat etmek istedikleri kadın tipi ortadadır. İslam’ın yaşatmak istediği kadın tipi de bellidir. Onlar, vücudu para eden, ifsat aracı olarak kullanılan, başıboş bir kadın isterler. İslam ise; – İmanı güçlü, – İbadeti sürekli ve ihlâslı, – Çok doğuran – Nesil yetiştiren, – Eşinin yüreği, – Cihad eden bir kadın ister. Bu isteği
Din