Nazlı Süner

Nazlı Süner
@Naz_ende
Kırıldığınız yere dua sürün. Mus'ab hiçbir mükafat almadan gitti... linkedin.com/in/nazlı-süner
"EVLER EMANETTİR"
Bizim için soğuktan korumanın ilerisinde bir hedefi temsil eden evlerimiz, Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmada camiden aşağı kalmayan bir noktada duran barınaklarımız bize emanettir. İçinde iffetimizi, ahlak ve ibadetimizi barındırdığımız evlerimizin korunması veya ihmal edilmesi, iffeimizin korunması veya ihmal edilmesi anlamına gelmektedir. Muhtevası, emanet olan evlerin kendisi de emanettir. Evlerimizi koruyabildiğimiz kadar mukaddesatımızı korumuş olacağız. Evlerimizin, dışarıdan gelen tehditlere karşı korunmuşluğu kadar çocuklarımızın korunmuşluğundan söz etmemiz mümkündür. Medreselerden, herhangi bir kurumdan önce evimiz neslimizin yetiştirilmesini sağlayacaktır. Kiraya verilmiş, gelen geçene konak haline getirilmiş evlerin doğurduğu açığı mahalle camileri kapatamacaktır. Evlerimizin mutfaklarına giren gıdaların sağlık açısından tahlil edilmesinin önemi ne ise evlerimizin çatısında ki antenlerin çektiği yayınların tahlili de o öneme haizdir. Mutfağa önem verip, anteni ihlal etmek önemli bir hatadır. Beyinlerin zehirlenmesi, midelerin zehirlenmesinden daha basit değildir. Evler, anne ve babalara emanettir. Bu emanet, hesabını Allah Teâlâ'nın soracağı bir emanet olarak, bir sepet kirazın emanet edilmesiyle kıyas edilemeyecek kadar ağır bir emanettir. Ev emaneti bizim akidemizin, ibadet ve kimliğimizin en kritik muhafaza alanlarından birini ihtiva etmektedir. İçindeki çocuklarımız ve mukaddesatımız bakımından bir an bile göz kapamaya müsait olmayan bu emaneti, kendi mülkümüzde görerek, fitnelere kiralamamız imanımız açısından tehlike oluşturmaktadır. Emaneti başkalarına kiralayamayacağımızı idrak ettiğimiz zaman iyi bir mesafe kat etmiş olacağız.
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İster çalışırız, ister çalışmayız, ama servetimiz kendiliğinden katlanıyor, hem de enflasyondan etkilenmeksizin. Özgürlüğün anlamı bu sanırım. Mal varlıklarımız kendi başlarına üreyecek kadar çok. Bir ağaç dikmekten farkı yok. Yıllarca sularsınız, derken gün gelir artık bir şey yapmanıza gerek kalmaz. Kökleri yeterince derinlerdedir. Ve ağaç size keyif verecek gölgeyi sağlar.
20 yıl önce bugün hayalin gücü
Bilgi ve İnternet çağında 30 yaş altındaki milyonlarca kişi hayal güçlerini, dünyayı değiştiren apps'i, Facebook'tan Uber'e, Snapchat ve diğerlerini yaratmada kullanarak zengin olmaktadır. Hayal gücü olanların işleri iyi giderken, ondan yoksun olanlar hala iş aramaktadır.
20 yıl önce bugün hayat bir öğretmendir
Bugünün y kuşağı, hayatın zor gerçeklerini öğrenmektedir. İş bulmak zorlaşmıştır. Robotlar milyonlarca işçinin yerini almakta, deney ve hata yoluyla hatalar yaparak öğrenmek gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Kitaptan öğrenmek, gerçek hayatta daha az yararlıdır. Üniversite eğitimi artık iş garantisi değildir.
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında bu yıl ‘vefâ’ ödülüne lâyık görülen isim; Türk hattat, ebrû sanatçısı, kemankeş, gül yetiştiricisi; tuğrakeş ve is mürekkebi imali, aharcılık, mücellidlik gibi kitap sanatları ustası, imâm ve hatip ‘Hezârfen Mehmed Necmeddin Okyay’ oldu. Necmeddin Okyay’ın doğacağı evin karşısında oturan ve hep ilâhî bir cezbe hâliyle yaşayan ‘Hasan Rıza Efendi’ tarafından, 1882 yılının Eylül ayında, karşı komşusunun kapısını çalmasıyla başlıyor hikâye. “Bir oğlun olacak, ismini Necmeddin koy!” diyerek gidiyor sonra... Okyay’ın babası Abdünnebî Efendi, keşfi açık komşusunun bu sözleri üstüne, o akşam rüyasında, penceresine bir kuyruklu yıldız konduğunu görüyor. 28 Ocak 1883 günü ise, beklenen ‘Mehmed Necmeddin’ doğuyor. youtu.be/qQ-xGt6elHQ
Kültür-Sanat