Nazan Türk

Nazan Türk
@Nazanhanimlar
Puan vermedi·112 syf.··
2026 41. kitabı
Yani işte. Sevdim de sevmedim de.Çabucak okunan bir kitap. Günümüz dünyasındaki ikili ilişkiler üzerine kurulu ve bunu bugünün jargonuyla yapıyor. Romanın artı yönlerinden biri bu. Melanie Klein kimdir dersek,ünlü bir psikanalist. Bebeklikte çevreyi ve nesneyi algılama üzerine çalışmış. Romandaki karakterlerin de aynı yerde çevreyi farklı algılama biçimleri bir aşk hikayesi üzerinden anlatılıyor. İşşsiz bir yazar ve ressam bir kadının sona doğru dramatikleşen hikayesini okuyoruz novellada. Çağımızda sorunu bağlanma sorunu romanın ana teması. Modern bir metin okumak isterseniz öneririm.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026704 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·527 syf.··
2026 40. kitabı
Klasik bir Sezgin Kaymaz evreni roman. Doğaüstü güçler ve sıradan insan hayatlarının mizahi,samimi,günlük konuşma dili ile iç içe geçmiş hali. Gerçek ile rüyanın birbirine karıştığı romanda karakterler kendi sorunlarını ile yüzleşirler. Kendini bildi bileli dedesiyle yaşayan Davut adındaki bir sigortacı ile annesi ve yatalak dayısıyla hayat mücadelesi veren Çiğdem adındaki bir genç kızın doğaüstü olayları takip eden sıradan karakterlerle yolları bu rüya-kâbuslarda kesişir. Ve gerçekler rüyalar yolu ile ortaya çıkmaya başlar. Romanda ağır basan temalardan biri de kadercilik. Hiçbir şey olmaz ,oldurulur; cümlesi romanda pek çok defa geçer. Roman ile ilgili eleştirim ise çok fazla tekrar vardı. Aynı şeyler tekrar tekrar anlatılıyordu. Bu kadar tekrara gerek yoktu. Onun dışında daha önce Sezgin Kaymaz romanı okumuş olanlar romanın genel halet-i ruhiyyesini anlayacakladır. Okuyun!!!
ZindankaleSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 2017484 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 39. kitabı
İrlandalı yazar Anne Enright 'tan okuduğum ilk roman Çitkuşu. İrlanda edebiyatında özellikle kadınlar yazarlardan müthiş kitaplar çıkıyor. Bundan iki önce okuduğum Emilie Pine,daha önce okuduğum Edna O'Brian,Maggie O'Farrell, James Joyce geleneğini kendi kuşakları içinde güzel devam ettiriyorlar. Çitkuşu ufak tefek ama sesi çok gür çıkan bir kuşmuş. Kadınları tarif ederken her halde kullanılabilecek en güzel benzetme. Tıpkı bu romandaki kadın karakterler gibi. Kitaba adını veren "Çitkuşu" simgesi, Phil’in kızı Carmel için yazdığı ünlü bir şiirden gelir. Çitkuşu doğada çok küçük, kırılgan görünen ama aslında oldukça dayanıklı ve kendi alanını koruyan bir kuştur. Romandaki kadınlar da tıpkı bir çitkuşu gibidir; erkeklerin bencil dünyasında terk edilmiş, hırpalanmış ama her şeye rağmen kendi şarkılarını söyleyerek hayatta kalmayı başarmışlardır. Roman hem kahraman hem de tanrısal anlatıcılı. Yaşananları anne Carmel,kızı Nell ve az da olsa dede Phil'den dinliyoruz. Doğrusal bir anlatımı yok kitabın. Her karakterin gözünden yaşananları ,duyguları okumak romanı çok dinamik kılmış. Bir olay metni değil bu. Daha çok karakterlerin iç dünyaları üzerine kurulmuş anlatı.Kuşaklararası travma,dil,anne-kız ilişkisi romanın ana temaları. Dede Phil,hikayenin merkezindeki "görünmez" güçtür. İrlanda'nın çok sevilen, karizmatik bir şairidir ancak özel hayatında bencil ve yıkıcı bir babadır. Karısı Terry amansız bir hastalığa yakalandığında onu ve çocuklarını terk edip Amerika’ya kaçmıştır. Yarattığı enkaz, kendisinden sonraki tüm kadınların hayatını şekillendirir. Hatta hiç tanımadığı torunu Nell'in de. Bir erkeğin bencilliği ve bir aileyi terk edişi, yıllar sonra torunu Nell’in ikili ilişkilerindeki güvensizliklerine kadar sirayet eder. Travmanın genetik bir miras gibi nesilden nesile
ÇitkuşuAnne Enright · Delidolu Yayınları · 202675 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 38. kitabı
Christy Lefteri'nin Halep Arıcısı,Suriye iç savaşı ve sonrasında yaşanan göçmenlik-mültecilik üzerine kurgulanmış bir roman. Aslında yarı kurgulanmış da diyebiliriz. Zira yazar hem Atina'da hem de İngiltere 'de yardım kuruluşlarında çalışmış,birebir gözlemlediği olaylardan ve kişilerden yola çıkarak bu kurguyu oluşturmuş. Halep'te arıcılıkla uğraşan Nuri ve ressam karısı Afra savaş yüzünden ülkelerinden kaçmak zorunda kalır. Tarafı olmadıkları bir savaşın içinde olmak istemezler. Türkiye üzerinden Yunanistan, oradan da İngiltere'ye ulaşmak en büyük emelleridir. Ancak memleketlerinde öyle büyük acılar yaşamışlardır ki görür gözleri görmez,kalpleri hissetmez olmuştur. Bazen insan vücudu kendini kilitler yaaa,işte onlarınki de o hesap. Suriye,Somali, Ukrayna,Lübnan, Filistin,İran dört tarafımız ateş topu...Umarım bize de sıçramadan bir an önce biter. Savaş demek yokluk demek,yoksulluk demek,en sevdiklerini kaybetmek demek... Bu işin kazananı olmaz,herkes kaybeder. Çevremizdeki ülkelere bakmak yeterlidir sanırım.
Halep ArıcısıChristy Lefteri · Pena Yayınları · 2020103 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2026 37. kitabı
Yine hiçbir beklentim olmadan okuduğum ve okurken yüreğimin teline dokunan bir kitap oldu Kaç ya da Kal(Orijinal ismi Ruth& Pen) Aynı şey Maggie O'Farrell'da da olmuştu. Kütüphanede gezinirken kişisel bir anlatısı olan "Ben Ben" kitabını görmüş ve hadi buna da bir şans vereyim deyip okuduğum ve çok sevdiğim, ardından tüm kitaplarını okuduğum bir yazar olmuştu. Tesadüf ki iki yazar da İrlandalı. Dedeleri James Joyce:)) Roman tek bir günde geçiyor.İki kadın karakter var. Biri kırklı yaşlarında bir psikoterapist olan Ruth,diğeri 17 yaşında lise öğrencisi Pen. İki karakterin hikayeleri ayrı kanallardan ilerliyor. Gün içinde tesadüfen sadece iki kere denk geliyorlar. Ruth,başarılı bir psikoterapist olmasına rağmen kendi hayatındaki düğümleri çözemeyen bir kadın. Defalarca denedikleri başarısız tüp bebek süreçlerinin ardından, eşi Aidan ile evlilikleri ciddi bir kopuş noktasına gelmiştir. Ruth, acısıyla baş başa kalıp "kaçmak" ile evliliği için mücadele edip "kalmak" arasında sıkışmıştır. Pen ise otizm spektrumunda yer alan, tek arzusu akranları gibi "normal" görünmek ve kabul edilmek olan bir lise öğrencisi. Şehirde düzenlenen küresel iklim protestolarının yaşandığı o gün, en yakın arkadaşı Alice’e karşı hissettiği romantik duyguları ve cinsel kimliğini açıklama cesaretini toplamaya çalışmaktadır. Karakterlerin duyguları bana geçti. Özellikle psikoterapist olan Ruth'un yeni bebeği olan bir arkadaşı ile buluştuğunda yaşadıkları "Terzi kendi söküğünü dikemez"i hatırlattı. Çok insani buldum bunu. Yine Otizmli Pen'in kalabalık içinde hissettikleri okulumdaki bazı öğrencilerimi hatırlattı. Bu duygular çok gerçekti. Hikayede sadece Ruth ve Pen’in değil, zaman zaman eş Aidan ve arkadaş Alice'in bakış açılarına da yer verilmesi, olayları tek taraflı anlatımdan çıkarıp daha
Kaç ya da KalEmilie Pine · Medusa Yayınları · 202469 okunma