Zindankale

Sezgin Kaymaz
Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
527
Basım Tarihi:
Aralık 2017
İlk Yayın Tarihi:
2004
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
ISBN:
9789750502873
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·527 syf.··
2026 40. kitabı
Klasik bir Sezgin Kaymaz evreni roman. Doğaüstü güçler ve sıradan insan hayatlarının mizahi,samimi,günlük konuşma dili ile iç içe geçmiş hali. Gerçek ile rüyanın birbirine karıştığı romanda karakterler kendi sorunlarını ile yüzleşirler. Kendini bildi bileli dedesiyle yaşayan Davut adındaki bir sigortacı ile annesi ve yatalak dayısıyla hayat mücadelesi veren Çiğdem adındaki bir genç kızın doğaüstü olayları takip eden sıradan karakterlerle yolları bu rüya-kâbuslarda kesişir. Ve gerçekler rüyalar yolu ile ortaya çıkmaya başlar. Romanda ağır basan temalardan biri de kadercilik. Hiçbir şey olmaz ,oldurulur; cümlesi romanda pek çok defa geçer. Roman ile ilgili eleştirim ise çok fazla tekrar vardı. Aynı şeyler tekrar tekrar anlatılıyordu. Bu kadar tekrara gerek yoktu. Onun dışında daha önce Sezgin Kaymaz romanı okumuş olanlar romanın genel halet-i ruhiyyesini anlayacakladır. Okuyun!!!
ZindankaleSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 2017484 okunma

Yazar Hakkında

Sezgin KaymazYazar · 17 kitap
Sinop (Erfelek) doğumluyum. 5 yaşıma kadar orada kaldım, babam bizi terk ettikten sonra 5 kardeş, bir de anne Konya'ya taşındık. İlkokulu ve Koleji (O zamanlar Maarif Kolejiydi) Konya'da bitirdim. 1980'de Hukuk okumak için Ankara'ya geldim. Sporla ilişkim okulla olan ilişkime ağır bastığı için üçüncü senemde Hukuk Fakültesinden ayrılıp Hacettepe İngiliz Dil Bilimine geçtim. Son sınıfa kadar okulun en başarılı öğrencilerinden biri olmayı bile becerdim. Son sınıfa dönemlik kaydımı yaptırmaya gittiğim gün Türkçe dersini alttan almam gerektiğini, çünkü çaktığımı söylediler. Ben de sinirlenip son sınıftan terk ettim. O arada öğrenci affı çıktı. 10 sene önce sıkılıp bıraktığım Hukuk Fakültesinin 10 sene önce yüzüne bile bakmadığım derslerine üç ay çalışarak hepsini verdim ve afla geri dönüp yeniden Hukuk öğrencisi oldum. Bir süre sonra sınıf arkadaşlarım işi abartıp bana "Amca" demeye başladıkları için tekrar sıkıldım ve tekrar bırakıp İngiliz Dil Bilimine döndüm. Çok şükür diplomamı aldım.  Spora cirit ve çekiç atarak başladım, daha sonra hentbolü seçip 31 sene boyunca antrenörlük yaptım. Araya sıkıştırdığım spor değil okul oldu her zaman. Bu süreçte Kulüp takımlarının yanı sıra Millî Takımları da çalıştırdım.  1990 senesinde günlük uyku ihtiyacımın 1-2 saati geçmediğini, hâttâ 3 saat uyuduğum zaman ertesi gün akşama kadar baş ağrısı çektiğimi fark ediverdim. Geceleri okumaktan sıkılınca da yazmaya başladım. Çok sevdiğim bir arkadaşım taslaklardan birini İletişim'e sızdırınca da Can KOZANOĞLU bana "yazar" dedi. O günden sonra spor dahil diğer bütün işler "araya sıkıştırılan" işler oldu. Yazmanın bu kadar hoşuma gideceğini bilseydim 31 sene top peşinde koşmazdım. Gerçi şu anda Voleybol Federasyonunda top kovalamaya devam ediyorum ama gecelerin bana kalan birkaç saatlik kısmı var. Orada yazmaya çalışıyorum.