Ebu’l-Feth Süleym er-Râzî… Rivayet edilir ki, ilim tahsiliyle meşgul olduğu dönemde Bağdat’tayken ailesinden kendisine mektuplar gelirdi, fakat o bu mektuplardan hiçbirini ne okur ne de içine bakardı. Hepsini bir araya toplayarak bir kenarda biriktirdi. Nihayet, arzuladığı ilmi elde edip tahsilini tamamladıktan sonra mektupları açtı. Bazılarında “Annen vefat etti” gibi ifadeler, bazılarında da buna benzer kalbini sıkacak haberler vardı. Bunun üzerine şöyle dedi: “Eğer bu mektupları o zaman okusaydım, beni içinde bulunduğum ilim meşgalesinden alıkoyardı.” Tarihi birer pırlanta gibi süslemiş bu gayret dolu hayatlar duruyor önümüzde… Biz ise bu çağda her rüzgârla savrulan bir yaprak gibi, hiçbir ilmi gündemle sağlam bir bağ kuramıyoruz.