Sen gelince o bekleyiş dokunsan çatırdayacak, göz ucuyla baksan dökülecek bir ağaç gövdesine dönüştü. Kurudu. Yok oldu. O bekleyişin yerine sen geldin. Bir nihayetin çiçeklenişi gibi filizlendin orada, serpildin, bütün hasretleri kendinde erittin, teninle birleştiler, bir parçan hâline geldiler ve o muradı bir huzura çevirdiler.
İşimi eve de götürürüm ben. Acımı da, umudumu da, yazgımı da… Eve döndüğümde olmayan şeylerin ağırlığıyla kamburlaşmış vücuduma bakarım aynada. Hayal kırıklıklarının üşüştüğü
suratıma, yerçekimine direnemeyen yanaklarıma, yüzümden intihar eden tebessümlere, kızarmış gözlerime, aynı duran ve değişmeyen her şeye…